harici haber

Harvard Profesörü:Gazze Konvoyu Yahudi Katletme Konvoyudur

Amerika’da Ivy League grubu denilen bazı üniversiteler vardır. Bunlar o kadar “saygındır” ki, okulun yıllık katalogları bile sanki efsunludur, ulaşılmazdır, dokunanın içi ürperir, pek çok dünya gencinin hayallerini süsler böyle okullara kabul edilmek. Abartmıyoruz, böyle Türk gençleri tanıdık gerçek hayatta. Verdikleri diplomanın fiyakalı oluşuna itirazımız olamaz elbette ama, kuruluş amaçlarından, tek tip kafa yetiştirme zihniyetlerine kadar, neresinden incelerseniz inceleyin bu okulların geri planında hep tuhaf ilişkiler olmuştur. Sadece mesele kurucularının mason olması veya mezun derneklerinin üyelerinin kukuleta giyip masanın ortasında duran kurukafaya el basarak yemin etmesi gibi benzer abesliklerle iştigal etmesi değildir asıl ilginç olan.

Bu okullar hakkında çıkan “ırkçılık” suçlamaları kolaylıkla hasır altı edilir. Sadece ırkçılık suçlaması da değildir sorun, aynı zamanda cinsiyet ayrımcılığı da yaparlar, öğretim kadrosu seçilirken.

Kısacası bu okullar, pek çok diğer Amerikan pastası paydalarında olduğu gibi, muhteviyatlarının büyük bir oranını “arkası boş, fiyakalı imaj” konseptine dayandırır. O kadar saygın, o kadar ulvidir ki bu okullar, pek çok insanın gözünde, buralardan mezun olan insanların fikirleri sorgulanamaz, sorgulanması teklif dahi edilemez. Oysa bu okullar, tek tip kafa yetiştirir, “beyaz adamın” emellerine çanak tutup, ekmeğine yağ süren. Ne hikmetse de, o “beyaz adam” yeryüzünde tek bir milletin diasporasına hizmet eder, son kertede, daima.

Evet, kelli felli bir Harvard profesörünün, Gazze’ye gidecek insani yardım konvoyu eleştirmemesi hatta bu bağımsız barış gönüllülerini desteklemesi lazım değil mi? Ne gezer…Edebiyat Profesörü Ruth Wisse, New York times için kaleme aldığı “Liberal Amerikalıların Yahudilere yaptığı ihanet” adlı makalesinden sonra bir röportajında böyle diyor, gazze konvoyu için “Bu konvoy sadece Yahudi öldürmek için tertiplenmiştir, amacı Hamas’a silah götürmektir. Yardım konvoyunun ismi “Gaza Flotilla” değil “Kill-the Jews-Flotilla” olarak da değiştirilmelidir” diyecek kadar da edebi yaratıcılığını konuşturmuş, profesör.

Böyle bir insanın diplomamda imzası olmasından utanırdım. Maalesef, ülkemizden de dahil milyonlarca genç bu okullara girip, mezun olmayı marifet sayarlar.

Bir edebiyat profesörü, ABD’nin saygın gazetelerine böyle dezenformasyon zehirleri saçabiliyor. Milyonlarca ABD’li bu “saygın” profesörün demeçlerinden sonra gerçekten o barış gönüllülerini taşıyan gemilerde gizlice silah taşındığını filan zannedecek.

Profesörün eline fırsat geçmişken hızını alamıyor, Yale üniversitesinde Anti-semitizim çalışmaları yapılan bölümün kapatılmasını bahane ederek, Yale yönetimini topa tutuyor. Haklı da bence. Yale üniversitesinin de aynen Harvard gibi, kuruluş amaçları bellidir, Yale üniversitesi anti-semitizim bölümünü açık tutarak, bilimsel ve tarihsel çalışmalar kisvesi altında, ABD kamuoyunu manipule edecek Yahudi lobisine insan yetiştirmelidir, haklıdır Harvard’ın edebiyat profesörü. Bütün işi Harvard üstlenecek değil ya.

Bu muazzam kamuoyu manipülasyonuna, resmi kanallardan yapılan hukuksuzluklara rağmen, bir Fransız gemisi Yunan limanlarındaki ablukayı delip Gazze’ye doğru yola çıktı.

Bakalım meşhur ve saygın Harvard profesörü Wisse’nin dediği gibi Fransız aktivistler, Yahudi öldürmek üzere, Gazze’ye silah mı götürecek?

Yunan hükümetinin İsrail’in kuklası olup, limanlarına yanaşan emanete, misafirlere hıyanet edip, el koyduğu şu günlerde, ABD’li saygın basın kuruluşlarının ve üniversitelerinin asla saygın olmadıklarının iyice anlaşılmasını diliyoruz.

Her hangi bir vatandaşımıza sorsanız, genel ve yuvarlak bir soru altında,  “ABD İsrail’e mi destek verir?”, derseniz, hemen, “Evet, tabi, şüphesiz” der. Peki, “ABD’de Yahudi lobileri güçlü müdür?”, diye sorsanız, ona da “Evet” diye cevap verir, doğal olarak. Ama, örneğin Harvard üniversitesi hakkında ne düşündüğünü sorsanız, herhalde aklında kalan filmlerde gördüğü debdebeli binalar ve bilimsel çalışma imajlarından ve “kamuoyundan” duyduklarından dolayı böylesi üniversiteler için “Önemli okullardır” der. İşte meselede tam da burada düğümleniyor, “kamuoyundan” duymak meselesi. Bu kamuoyunu ise basın-akademi çevreleri el ele vererek oluşturur, karşıt fikirlere yer verilmez. Koskaca bir profosörün attığı komik yalanları “analitik yorum” ya da “bakış açısı” başlığı altında gazetelerinde makale olarak yayınlarlar.

Önümüzdeki günlerde, hiç bir akademisyen, bu Harvard’lı profesörün göz göre göre yalan söylemesini eleştirmeyecek, Amerikan kamuoyunda, eleştirse bile basında yer almayacak.

Barış Tarımcıoğlu

Yazan - Tem 7 2011. Kategori Amerika. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes