harici haber

Medyanın kursağı ve Hristiyan-i Terör üzerine

Tavuğun kursağı neresindedir biliyoruz da, eğer dünya medyası ile insan bedeni arasında bir teşbih ilişkisi kuracak olursak, acaba kursak bölümü nereye tekabül eder? Daha da üzücü olanı, bazı Türk medyalarının kursaktan ziyade, batı medyasına oranla ince bağırsaklar civarında bir yerde konuşlandığını bir kez daha görüyoruz, Norveç katliamını incelerken.

Başlıkta kullandığımız “Hristiyani Terör” deyimini çok da sevimsiz bulduk,  ama kimsenin bu Norveç’teki cinayetleri böyle değerlendirmeyeceğini biliyoruz. Nasıl becermişlerse, “İslami Terör” deyimini bizim milli kanallarda bile kullandırtmayı başardılar. “Kullandırtmak” da hem fonetik olarak hem de anlam açısından ne faşist bir tınıya sahip, değil mi?

Yoksa “masonik terör” mü desek? Katilin mason önlüklü komik kostümlü fotoğrafı internette dolanmaya başladı bile. Kesin olan şu ki, onların medyaları gibi fiyakalı başlıklar atmayı beceremiyoruz, belki de böylesi hayırlıdır. Hiç bilmeyelim etkileyici başlıklar uydurmayı.

Hevesleri kursaklarında kaldı işte.  Bu soğukkanlı katil, iyi analiz etmiş Avrupa medyasını. Önce bomba, ki vakit kazansın. Hemen peşinen “İslami terör” diye yeri göğü inleten Batı medyası ve onlardan kopyala-yapıştır yapan bazı Türk gazete ve televizyonları. Bizce bazı gazetelerimizin yazı işleri topluca istifa etmelidir, özellikle el-kaide manşeti bile atamayıp “Al-Qaide” yazanları.

Saldırgan yakalandığı ve kimliğinin belli olduğu saatlerde bile meşhur batı medyaları hala, inatla, aptalca bir kibirden midir bilinmez, “terörizm eksperlerini” kanallarına çıkartıp, bunun islami terör ile ne gibi ilişkisi olduğunu irdelemeye çalıştılar, çok uzun süre bu videolar web sayfalarında kaldı. İnanmak istememişler belli ki. Akıllarına yatmamış mı, yoksa hevesleri o yönde değil mi, bilinmez ama hem hevesleri hem de akılları zehir dolu, orası kesin.

Bizim basınımızın bile büyük bir bölümü, ertesi gün Norveç’in 11 Eylül’ü diye başlık attı. 11 Eylül’ü tasarlayan zihniyetin ne kadar bu işi ustalıkla yaptığını bir kez daha hırslanıp, sinirlenerek fark ettik. 21.Yüzyıldaki İnsanoğlunun büyük bir çoğunluğu sanki bir davardır da, bir taraflarına 11 Eylül damgası yemiştir.

11 Eylül saldırılarından hemen sonra ABD’de her yerde “9-11 Never Forget” çıkartmaları piyasaya dağıtıldı, genci yaşlısı herkes alıp yapıştırdı bir taraflarına. Türkçe’de önce günü sonra ayı söyleriz, Amerikan İngilizcesinde önce ay sonra gün söylenir, dolayısıyla bu olay her yerde 9/11 diye anılır. Never forget, malumunuz hiç unutma demek. Ancak bu olayın takvim tarihi çok özenle seçilmiş çünkü 9-11 zaten 3 yaşından itibaren her ABD’li çocuğun bile ezberlediği bir rakamdır. Tüm ülke genelinden her türlü güvenlik ve hastane acil servislerin ortak telefon numarası 911’dir. Bu saldırıyı tasarlayan zihniyet, özenle seçmiş saldırı gününü. Tıpkı hemen herkesçe benimsenen bu slogan gibi, Bush’un çıkıp “War on Terror” diye zırvalamaya başlaması gibi anında. Eh, kuleleri çalacak olanlar kılıfını da hazırlamış elbet.

Batılı pek çok medya kuruluşu bu son Norveç olaylarında bindirilmiş kıta olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu konu üzerine ilerde daha çok durabiliriz zaten yayın hayatımıza başladığımızdan beri Avrupa’da yükselen İslamofobinin ve ırkçılığın tehlikelerinden dem vuruyoruz. Ama özellikle ABD medyası bizi çileden çıkarmaya devam ediyor.  Fox news utanmadan bu Norveç katliamı haberini geçtikten hemen sonra, haberi New York’ta 11 Eylül saldırıların yapıldığı noktaya inşa edilmesi düşünülen ama “duyarlı ve demokrat” New York’luların karşı çıktığı “cami” inşaatına bağladı. Zaten yapımı durdurulmuş olan bu “kültür merkezini” nasıl ve ne şekilde bu olaylara bağladılar, anlaşılır gibi değil, sonra da pişkin pişkin “olayı gerçekleştiren bir terörist değilmiş, akıl hastasıymış” dediler.

Dehşete düştüğümüz bir saptamayı da yine bizim medyamız üzerinden yaptık. Bazı gazetelerimiz, ağız birliği etmişcesine katilin resminin altına “bebek yüzlü” etiketi yapıştırdı. Bize kalırsa buz gibi, her tarafından seri katil ifadesi fışkıran bu tipe bebek yüzlü demek bir başka beyin yıkanmışlığının göstergesi olsa gerek. Sakallı esmer olunca terörist, sarışın mavi gözlü olunca bebek yüzlü.

İşin daha da kötüsü pek çok batılı medya “akıl hastası zavallı nazi eğilimli genç” masalına yatacak. Kendi yayınladığı manifesto zırvalığını okuyunca gencin hiç te öyle deli filan olmadığını, gayet bilincinin yerinde olduğunu görürsünüz. İyi derecede tarih ve sosyoloji biliyor. Zaten problemin kökenlerini de burada aramak lazım. Yurdumun üniversitelerinde bile Hegel, Fichte, Nietzsche gibi faşist kafaları çok önemli filozoflar diye sunarlar. Bu Norveçli katilin yazdıkları Sarkozy’nin veya Merkel’in zırvaladıklarından hiç te farklı değil, özellikle çok kültürlülük üzerinden. Bal gibi ırkçılığın “felsefi” boyutunu irdelemiş bu cani kendi bloğunda. Irkçılığın felsefi boyutu da olur mu demeyin, Avrupa düşünce okullarından bahsediyoruz burada. Doğuyu nasıl daha “entellektüel” bir biçimde sömürmenin felsefi analizini yapan zihniyet, aynı bakış açısını ırkçılığa da uygular. Hele bir de devletten aldığı işsizlik sigorta parası da varsa, bütün gün ya bilgisayar oynar ya da kendisi gibi ırkçı kafalı insanların takıldığı forumlarda gezer.

Bu genç Avrupa ve Amerika’da ne kadar ırkçı-şövenist-sapık gazeteci-yazar varsa hepsinin fikirlerini gayet “başarılı” bir şekilde harmanlamış. Üstelik hiç te neo-nazi filan değil, açıktan açığa koyu bir İsrail destekçisi. Zaten konu İslam düşmanlığı olunca, aynen 1000 sene önce olduğu gibi fanatik bir biçimde Yahudi-Hristiyan dostluğu kaçınılmazdır.

Şimdi o bütün aşırı-sağcı, kitlelere İslamofobi pompalayan kalemler, Cameron, Sarkozy ve Merkel’in ağızlarından duydukları biçimde olayı bir çok-kültürlülük meselesi üzerinden inceliyorlar, saldırıyı kınasalar bile. Burada da şöyle bir tehlike çıkıyor ortaya, bariz bir şekilde aşağılık olan “ırkçılık” kisvesi daha sözde-bilimsel bir ton kazanıyor. Sapık nazi zihniyetli faşist kafalar ve onların fişeklediği Avrupalı gençler, “Biz ırkçı değiliz, Avrupa’da kültürel entegrasyon sorunu var ona dikkat çekiyoruz” diyecekler.

Bizi asıl korkutan kısmı bu soytarı-caninin bir müddet sonra bazı “yeraltı internet sitelerinde” bir kahramana dönüştürülmesi. Özellikle merak ettiğimiz nokta, bu bloğu kim nereden keşfetti. Şu aralar her Avrupalı ve ABD’li genç bunu okuyor. Bal gibi terörizm propagandası yapıyor Avrupa basını farkında değiller. Hala mı çok güveniyorlar medeniyetlerine? Yüzlerce hatta binlerce Avrupalı genç bu soğuk katil gibi düşünüyor, çok-kültürlülük üzerine  sosyolojik tespitlerde bulunuyorlar, oturdukları koltuklar ve takıldıkları sosyal medya ağlarına yazdıkları yorumlar üzerinden, okuduk biliyoruz.

Aslına bakarsanız çağın ruhuna uygun bir şekilde “hüsrandalar” ve “sabrı ve salih amel işlemeyi” onlara tavsiye edecek kimseleri yok, bu yüzden böyle sapık fikirlerini daha da sapık eylemlere dönüştürebiliyorlar.

Dünya tarihinde hiç 80 küsur genci bir seferde soğuk kanlılıkla öldüren bir katil olmamıştı.

Daima hatırlanması gereken budur.

Barış Tarımcıoğlu

Yazan - Tem 25 2011. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes