harici haber

Batı Medyasının Savaş Suçları

Savaş suçlarını sadece düğmeye basan liderler, liderleri köşeye sıkıştıran askerler ve bütün bunların önüne sürekli yemler atan finans baronları işlemez. “Medya ayağından” bahsedilir hep, bütün bu suçlara dolaylı yoldan ortak olurlar. Her ne hikmetse suçlanma arifesindeyken bile “basın özgürlüğü” palavrası ile zeytinyağı gibi üste çıkarlar.

Öncelikle bazı kesimlere rahatsızlık verecek “Batı Medyası” tabiri ile neyi kastettiğimizi açıklayalım. Doğu medyası diye bir şey olmadığını kast ediyoruz, en yalın anlamında. Batı coğrafyasının dışında kalan yerlerin muhabirleri, araştırmacıları, bilimum yazar ve çizeri, dünya görüşünün kökeni hangi kaynaktan gelirse gelsin büyük bir çoğunlukla iş haber üretmek olunca batılı gibi düşünür, derler, toparlar ve manşet atar. “Şanslı” olanları zaten eğitimini Avrupa veya ABD’nin “saygın” okullarında tamamlamıştır, veya oralardan aldığı ödülleri gururla taşır, teşhir eder.

Bugün hala ülkemizde pek çok kalem, El Cezire’nin “İslami” bir kanal olduğunu düşünüyor, örneğin. Milli damarları belirgin olduğu iddia edilen bir gazete, aynen Economist, Financial Times gibi uluslararası finans baronlarının çıkarlarına hizmet eden dergilerin tam da işine gelecek bir şekilde manşet atabiliyor, bilmeden de olsa.

İşte bu yüzden Batı medyasının tam ve sağlıklı bir alternatifi yok. Böylesi bir güdü ve susuzlukla gözümüz kulağımız sürekli internetten sesini duyurmaya çalışan “bağımsız” gazetecilerde.

Aynı güdü bizi Avrupa gazetelerinde veya ABD televizyonlarında yayınlanan %100 taraflı haberlerin satır aralarını okumaya teşvik ediyor.

Hangi birini aktarsak ki? Derin devletler ile global sermayelerin savaşı kızıştıkça, Wikileaks’ler gibi tonlarca cerahat patlayıp fışkırsa da bir şey değişmeyecek, hala “reklam veren” kartel medyalara reklamını verip onları besleyecek, onlar da diledikleri gibi kamu oylarını misket oynar gibi fırıl fırıl çevirecekler.

Bugün Libya’da ne olup bitiyor hiç bir şey bilmiyoruz. Nato’nun basın müşaviri gibi çalışan Avrupa gazetelerine kalırsa, isyancılar başkente girmişler bile. Oysa Thierry Meyssan veya Lizzie Phelan bağımsız gazetecilerin haberlerine yer veren Russia Today tam tersini söylüyor.

Biz Libya konusunda Reuters’in katıksız yalan attığını görmüş ve daha önce duyurmuştuk.  Hadi diyelim Kaddafi böyle bağımsız gazetecilere para veriyor, kendi lehine haber yapsın diye. Peki aynı Avrupa ve ABD medyası, sokaklara toplanan yüzbinlerce Kaddafi yanlısı vatandaş ile ilgili video görüntülerini niye yayınlamaz? İşlerine geldiklerinde basın özgürlüğü konusunda yere göğe sığdıramadıkları FAIR kuruluşunun ısrarlı raporlarına rağmen Reuters, AFP gibi ajanslar Nato bombardımanı sonucunda ölen Libya’lı kadın ve çocuklar ile ilgili haberleri geçmiyor.

Şu anda başkent Trablus’tan “bildiren” Lizzie Phelan o kadar ilginç bir iddia atıyor ki ortaya: “Gelen silah sesleri Kaddafi güçlerinin kutlama sesleri, ancak bazı ajanslar bunu “İsyancıların ateşi” olarak geçiyor” diyor. “Ayrıca Nato’nun kent halkında panik yaratsın diye ses bombaları attığını biliyoruz” diye ekliyor.

Türkiye ile Suriye’nin arası gerildikçe sevincinden gev gev geviş getiren Economist’e ne demeli? Artık takip etmekte zorlanıyoruz, analiz üstüne analiz yayınlıyorlar. Belli ki Economist bir Türkiye masası kurmuş, harıl harıl çalışıyor, sanki Pentagon’un bir uzantısı. Türkiye’nin önüne seçenekler sunuyor, arasında Suriye-Türkiye savaşı da var. “Türkiye Şam büyükelçisini çekmek zorunda kalabilir” diye eklemişler.

Elbette, sana soracaktı Türk Dış İşleri.

Ancak Suriye-Türkiye üzerine yazacak ya, PKK “meselesine” değinmeden geçemiyorlar, ve özenle terörist diyeceklerine PKK için, “Kürdistan İşçi Partisi” diyorlar, parantez içinde iyice vurgu yaparak.

Biz PKK’nın gerçekten meclis’e girmek isteyen bir “işçi partisi” olduğu zanneden, silahla yakından uzaktan ilgisi olmadığına yürekten inanan Avrupalı insanlar tanıdık şahsen. Türkiye’ye gelip patlayan bombalara bizzat şahit olunca “Aa, bunların işçi partisi olmak ile bir ilgisi yokmuş gerçekten” diye saf saf itiraflarda bulunduklarını kulaklarımızla işittik.

Medyanın yalan ve zehir saçması üzerinden turumuza devam edelim.

Geçen hafta bir internet forumunda ABD’li ünlü şovmen David Letterman için “ölsün” diyen bir internet kullanıcısının mesajından sonra “Ünlü şovmen’e cihat tehditi” diye başlıklar atıldı, yüzlerce. ABD’nin bütün yerel gazeteleri bile yazdı.

SITE(Search for International Terrorist Entities Intelligence Group) diye bir kuruluş varmış, “internetteki teröristleri” takip ve tespit ediyorlarmış, o kadar başarılılarmış ki, önceki yıllarda bir Usama bin Ladin’in videosunu El Kaide’den önce bile ele geçirip yayınlamışlar. İşte bu kuruluş, yaptığı araştırmalara göre “cihadist” bir forum kullanıcısı David Latterman’ın kellesini istemiş, forumda öyle yazmış.
Habere bak.

Ancak, geçen hafta ABD medyası bu komik haberle çalkalandı, ne de olsa söz konusu ünlü bir şovmen. Gündem değiştirme diye buna denir. İsrail’in öldürdüğü Filistinliler ile çıkan tek tük habere rağmen, ABD basını manşetten bu komikliği ciddi olarak servis etti. Artık el kaide numarası da tutmuyor onun için “lone wolf jihadist” diye bir tabir uydurdular. Yani bir terör hücresinden bağımsız olarak tek başına hareket eden “yalnız kurt” demek istiyorlar. Artık internette sağa sola küfür eden her feverani genç ile ilgili haber yapacaklar demektir.

Biz SITE enstitüsünün bahsettiği Shumuka al-Islam isimli web sayfasını bulamadık. Onun yerine SITE enstitüsünün kurucularını bir aratalım dedik, malum sonuçlara ulaştık. Yazmayalım, meraklısı baksın.(İpucu: Kurucuları Aborjin veya Eskimo veya Afrika kökenli değil)

İngiltere olayları ile ilgili geçen haberlerde İngiliz medyası kasıtlı olarak, mağdurları tanımlarken “Asyalı” yazdı. Bizim bazı televizyonlarda da aynı tabiri gördük. Görüntüde konuşan adam ya Orta-doğulu ya da Kuzey Afrikalı ama alt haberde “İngiltere’de Asyalı göçmenlerin dükkanları yağmalanıyor” diyor.

Hayır “Asyalı” filan değiller. Bir olumsuzluk yapsalar Müslüman olarak etiketlendirilecek olanların dükkanı yağmalanınca “Asyalı” oluveriyor.

Hani o İngiliz medyasının ülkelerine şeriat getirmekle suçladıkları Müslüman göçmenler var ya, polisten daha iyi çalışıp isyanların bazı bölgelerde kontrol altına alınmasını sağladı. Elbette İngiliz medyası “Bizim orta sınıfımızdan öfkeli beyaz kalabalıklar Müslümanların dükkanlarını yağmalıyor” diye başlık atmamak için “Asyalı” tabirini kullanıyor.

Haçlı savaşlarının ilki için Papalar ve diğer karanlık şer odakları hafiften Avrupa halkını kışkırttığında bu savaşların yüzlerce sene süreceğini belki halktan kimse tahmin etmiyordu.

Global sermaye aç kurtlar gibi Doğu’nun doğal kaynaklarına saldırsın diye derin devletleri kışkırtmaya devam ettikçe, Batı’dan Doğu’ya yönelik tehditin ardı arkası kesilmeyecek.

Global sermayenin elinde oyuncak olmuş Batı medyası ise ortak olduğu savaş suçlarından dolayı yargılanmayıp, paçayı sıyıracak, eğer dikkat etmezsek.

Yazan - Ağu 21 2011. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes