harici haber

Sosyal Medyalarla Başı Dertte Avrupalılar

Londra ayaklanmaları sırasında Facebook üzerinden isyan çağrısı yapan iki İngiliz gencinin 4 yıl hapse mahkum olması yeni bir tartışmayı alevlendirdi. Belki de daha önceden böylesi bir tartışmanın gündeme gelmesi gerekiyordu ama maalesef günümüzde “sosyal medya ağlarına” yöneltilen her türlü eleştiri manasız bir bağnazlıkla kovuşturulduğu için, yüzlerce dükkanın yağmalanması ile facebook sayfaları arasında bir ilişki kurulmadan bu gerçekleşmedi.

Herkes kedisinin veya yürümeye yeni başlayan bebesinin fotoğraflarını yayınlamıyor “paylaşım”  sitelerinden. Son 2 yılda İskandinav ülkelerindeki gençler arasında aşırı-sağ görüşlü internet sayfalarının artması ile sosyal paylaşım ağları arasında bir ilişki olduğundan dem vuruluyor. Örneğin, Finlandiya’da YLE’nin yayınladığı bir rapora göre, halkın büyük bir bölümü İslam hakkında oldukça olumsuz görüşlere sahip, sadece %6’sının görüşü olumlu. Üstelik diğer dinler arasında sadece İslam’a bakışları bu yönde. Oysa Finlandiya en az Müslüman göçmen nüfusuna sahip, elbette halkın islam hakkında görüşlerinin çoğu medyadan kaynaklanıyor.

Geleneksel medyadaki bir haberin anında yayılması ise sosyal paylaşım ağları sayesinde gerçekleşiyor. Elbette bu çok normal bir eylem. Ancak asıl sorun “ağzı olan konuşur hesabı”, üç-beş kafadar sosyal paylaşım sitelerinde bir araya gelip “sosyal bir hareket” başlatabiliyor. Yeterince çığırtkanlarsa, durum tehlikeli boyutlara ulaşabiliyor.

Ayrıca insanlar habere ulaşmak konusundan iyice tembelleşebiliyorlar.

Mazisi sadece 2 yıllık olan ama aşırı-sağcı ve anti-İslamcı tavır ve eylemleri ile bilinen İngiliz Müdafaa Derneği(EDL) en çok facebook üzerinden üye topluyor. Derneğin başkanı Stephen Lennon “iki yıl önce 50 kişi olarak yola çıktık, bugün 10.000 üyemiz var, sosyal medyanın muazzam global gücünü iyi kullanıyoruz” diyor gururla. Bir internet sayfasındaki bir ikonu tıklayınca bir derneğe, sosyal harekete ne kadar üye olunur orası tartışılır ama tartışılmayan bu yayılmanın toplumsal dinamiklerinin kökenleri.

Sahi başka ilgilenecek konu mu yok internette de, gençler facebook’a girip, ülkelerinin nasıl İslam istilasından kurtarabileceklerini tartışıyorlar. Tartışsalar da iyi. Norveç katilamcısı manifestosunda EDL’den övgü ile bahsediyor.

İstihbarat yetkililerinin bu konuda biraz kafası karışık. Radikal fikirlerin bu kadar kolay yayılmasını olumsuz buluyorlar ancak Alman iç işleri bakanı Hans-Peter Friedrich’in dediğine göre “Radikal grupların gizlice yer altında örgütlenmesinden daha iyidir facebook’ta gezinmeleri, en azından gözlem yapabiliyoruz.” Bakan bey kibarca fişleme eyleminden bahsetmiş, bu durumda bir süre sonra “kişisel hak ve özgürlükleri” savunan grupların tepkisiyle sonuçlanırsa şaşırmayız. Avrupa ülkelerinde de belki gençler sokaklara dökülüp “internetime dokunma” diye yeri göğü inletebilirler.

Belki de “beğendim” ve “beğenmedim” ikonlarına tıklamanın kolaylığının getirdiği bir beyhudeliktir söz konusu olan. “İkon” sözcüğü üzerinde biraz durmak gerekebilir. Pagan kültürlerinin köklerinden bir türlü kurtulamayan Avrupa’nın, orta-çağlar boyunca kendi uydurdukları ikonografi silsilesi içinde boğulmaları ile, aşırı-sağcı bir facebook hayran sayfasının anında bir sürü zırva şövalyelikle alakalı arma ve flamalar ile dolması arasında bir ilişki var mıdır acaba?

Varsa bile belki de asıl önemli olan, insanların bir gruba dahil olmadan huzursuzluğundan bir türlü kurtulamama nevrozunu dindirmek için bu “ikonlar üzerinden aidiyet” duygusu yaşayıp, yaşattırmaya çalışıyorlardır.

Teorik tartışmalar bir yana, insanlar şu dakikada facebook’ta bir şeylerin hayranı olup bir şeyleri yerin dibine batırıyordur, ister bu bir arkası boş sembol ya da ideolojik haraket olsun.

Özellikle Almanya’nın aşır-sağ grupları daha fazla kontrol altında tutma istemesi ve internetten örgütlenmelerinin sürekli gözetlenmesi yönünde kararlar alacağını okuyoruz.

Benzer şekilde de Çek Cumhuriyeti İstihbarat servisi “internetteki sosyal ağların” tehlikeli fikirlerin yayılmasına ön ayak olmasına dikkat çekiyor.

Kesin olan Norveç katliamının her yönüyle bir milad olarak tarihe geçeceği.

Daha bir kaç ay önce Avrupa’da “sosyal medya ağlarının tehlikesi” üzerine konuşulmazdı bile, bugün konuşuluyor.

Öteki ile problemlerini halletmeden, suçu sosyal medya ağlarına atmak belki de en kolayı.

Barış Tarımcıoğlu

Yazan - Ağu 26 2011. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes