harici haber

İsrail’in Şeref Madalyası Vermek İstediği, Halkının Müslüman Zannettiği ABD Başkanı

Barak Obama’dan bahsediyoruz, başlık biraz çelişkili gözükse de.

Dünkü Birleşmiş Milletler konuşmasında İsrail-ABD dostluğunu vurgulamak için kelimelerin yetersiz kaldığı anlarda, elini, kolunu iyi kullandı.

Jewish Daily Forward’ın haberine göre, İsrail başbakanı Netanyahu, Obama’yı yaptığı konuşmadan dolayı canı gönülden tebrik ediyor, “şeref madalyalık” bir konuşmaydı”, diyor.

Bütün bu şovlar olup biterken biz tam da bu aralar, ABD savunma bakanı Panetta ile İsrail savunma bakanı Barak’ın yaptığı toplantıda neler konuşulduğunu merak ediyoruz. İkili, son gelişmeleri değerlendirmek için toplanmış, Obama’nın bu fiyakalı konuşmasından sonra, medyaların gözünden kaçtı.

Obama böyle konuşup, İsrail’in gözüne girebiliyor ama kendi halkının önemli bir bölümü hala ondan “nefret ediyor”. Bu nefreti elbette gizliyorlar, rasyonalize ediyorlar, bahanelerle süsleyip, taçlandırıyorlar, çünkü gerçek çok yalın.

Obama’nın deri rengine hala alışamamış milyonlarca Amerikalı var.

Bu basit bir ırkçılık gibi gözüken durumu, ABD’nin güvenlik endüstrisi ile bağlantısını kurup, kendi lehine çevirenler var oysaki.

“Liberal” yorumları ile dikkat çeken Jewish Daily Forward’ın diğer haber ve analizlerine göz gezdiriyoruz, enteresan tespitler var. Özellikle “Anti-terör mücadelesi ABD’de nasıl Yahudi Alamet-i Farikasına dönüştü” diye bir haber var ki, düşüncelere sevk ediyor bizi. Yazıda, Bush zamanında 11 Eylül olaylarının akabinde kurulmuş “Homeland Security”‘nin, ABD içinde tüm kuruluşlara ekstradan dağıttığı “teröre karşı güvenlik” bütçelerinin %75’i Yahudi kuruluşlara gittiği belirtilmiş, JDF’nin yazarları Nathan Guttman, Maia Efrem and Eileen Reynolds’un tespitleri bunlar. Yazıda ayrıca deniliyor ki,  bu oran Ağustos 2011 itibariyle, %81’e çıkmış durumda, yani “güvenlik” ile ilgili bütçelerin büyük çoğunluğu bu kuruluşlara gidiyormuş.

Liberman, Collins gibi senatörler, Obama’yı “yeteri kadar terörle mücadele etmemekle” suçluyor. Senatörlere göre “kontra-terör mücadele eğitim programları” daha geliştirilmeli, bu işler için daha çok kaynak ayrılmalı. Aynı Liberman daha geçen ay “İslami tehdit hala devam ediyor” demişti.

Terörün metresi kontra-terör, ne çok severler birbirlerini değil mi? “Terörle mücadelede yeni kaynaklar” demek, yeni ihaleler demek, yine ceplerin yeniden dolması demek.

Ne karlı bir iş bu, dolayısıyla sürekli bir düşmanı gündemde tutmak demek.

Bu arada, yapılan anketlere göre, ABD halkının büyük bir çoğunluğu hala, Obama’nın “ABD vatandaşı olmadığına, Müslüman olduğuna ve takiyye yaptığına inanıyor.

Binlerce email dönüp dolaştı ABD’liler arasında, hala da devam ediyor, konu başlığı “Obama is Muslim!!!” diye başlayan hani şu herkesin herkesi gönderdiği zincir emailler…

Obama’nın geçtiğimiz aylarda “Böyle bir zevzeklik ile uğraştığımıza inanamıyorum” diyerek sabrı taşmış bir şekilde kameraların önünde “doğum sertifikasını” göstermiş olması yetmemiş demek ki.

Obama hakkında böyle zanna kapılmış kitleler, güvenlik paranoyasını körüklemek isteyen kişilerin ekmeğine yağ sürer.

Öyleyse, güvenlik sektörü üzerinden nasıl bütçeler dağıtılırsa dağıtılsın, İslamofobi ile ABD başkanının “deri renginin” insanların bilinç altında nevrotik bir ilişkiler yumağı dahilinde yer etmesi, bazı kesimlerin ceplerini doldurmasına olanak sağlayacak, ya da dolaylı yoldan bir sonraki seçimler için “seçmen yatırımı” olacak.

Karışık gibi gözükse de bütün bu bağlantılar, aslında zincir çok basit. İnsanlık tarihi kadar eski bir zincir olduğu için paslanmış artık, gıcırdayıp duruyor:

Ötekileştir>Tehdit Yarat>Korkut>Silah Üret>Daha çok korkut>Silah Sat>Nefreti Körükle>Ötekileştir.

Çok sıkıcı bir kısır döngü.

Güvenlik paranoyası için trilyarlar harcamamış olsaydık insanoğlu olarak, şimdiye Mars’ta koloni kurmuş olur muyduk?

Hoş bu kafa ile Mars’ta koloni kurulsa ne olur?

Amerikalıların önemli bir kesimi Mars kolonisinde zencileri görmek istemezdi.

Bu sorun halledilse, bu sefer aynı kitle Mars’ta cami yapımına karşı çıkardı.

O da halledilse bu sefer bizim içimizden birileri çıkıp, “tamam Mars’a cami yapalım da, hangi kıbleyi esas alıcaz?” diye ortalığı bulandırmaya çalışırdı.

Barış Tarımcıoğlu

Yazan - Eyl 22 2011. Kategori Amerika. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes