harici haber

Milli bir mesele olarak İslamofobi

Önümüzdeki yıllarda, nasıl ki kendi arkadaşlarını katleden bir Norveç katliamcısı çıktı, aynı mikrop zihniyet uçağa atlar gelir Ayasofya’ya, katliam yapar ve sonra kalkar, “Templar şövalyelerinin intikamını aldım” der.

Dış siyasetimizin son aylardaki trafiğini doğru okumak gerek. Ülkemizde hala bazı kesimlerin, milli-dini diye bir ayrım olduğuna inanıp, bazı yontulmamış kalemlerin gazına gelip, “bırakın Arab’ın, elalemin sorunları ile uğraşmayı, siz kendi iç meseleleri halledin” diyorlar.

Herhalde bu zihniyet aynı zamanda, hala Ramazan bayramı dememek için şeker bayramı lafını uyduranlar.

Hayat tarzlarına tapınma konusunda, modernitenin icadçıları ile endişelilik yarışmalarında ön sıraları kapmaları bizi pek ilgilendirmez.

Asıl problem bu tipolojinin “millet” adına konuşmaya kalkması, 1930 model kafaları ile milliyetçilik taslamalarıdır.

Bu zihniyet, terörün sadece bir iç mesele olduğunu zanneder,

Bu zihniyet “Hükümet İslamcı onun için Gazze meselesini bu kadar büyütüyor” der.

Bu zihniyetin ödü kopar hala bizi Avrupa birliğine almayacaklar diye, dış basın bizim hakkımızda ne yazıyor, aman kötü bir şey yazmasın diye kalpleri endişe ile çarpar durur.

Oysa Akdeniz bizim de denizimiz. Avrupa’da zulüm gören bütün “ötekiler” ya  Türk, ya kara kafalı, ya Müslüman, ya da bu üç kategoriden başka bir kategori bulmakta zorlanan Avrupalı’nın bakış açısında bir yerlere sıkışmış kalmış.

Aynen 1000 sene önceki, ilk haçlı seferi öncesindeki hava var Avrupa’da.

Bizim yıllar yılı sezinleyip kabullenmekte zorlandığımız ruh halini, oraları gözlemleyen pek çok gazetecimiz de teyit ediyor. Cidden çok fena kıskanmaya başladılar bizi.

Ekonomi iyi gidiyor, kıskanıyorlar.

Siyasilerimiz eğilip bükülmüyor, kıskanıyorlar

Seyircisiz futbol maçı oynama cezasını kadınlar matinesine çeviriyoruz, “Türkiye’den kıskanılacak uygulama” diye başlık atıyor spor gazeteleri.

Bu kıskançlığın sonu pek hayra alamet değil.

Önümüzdeki yıllarda, nasıl ki kendi arkadaşları katleden bir Norveç katliamcısı çıktı, aynı mikrop zihniyet uçağa atlar gelir Ayasofya’ya, katliam yapar ve sonra kalkar, “Templar şövalyelerinin intikamını aldım” der.

Bu uyarı asla fantastik olarak değerlendirilmesin, İslamofobi’nin de, Türk korkusun da kökeninde, yüzyıllardır çözemedikleri o tuhaf ontolojik kıskançlık var. Şimdiki çağdaş kisvesi İslam’dan ve onunla ilgili herşeyden tiksinmek, ama bu zihniyet, ayrıştırmada ve bütünleştirmede ve ilişki kurmada o kadar ilkel ki, yetiştirmiş olduğu o kadar felsefeciye, ürettiği düşünce akımlarının aksine.

İslam=Türk=Doğulu=Tehdit algısı çoktan girmiş kafalarına. Yeterince kışkırtılmışlar.

Siz eskiden olduğu gibi eğilip bükülmuyorsunuz karşılarında, kudurdukça kuduruyorlar, “bu Türkler çok fazla oluyor” diyorlar.

Hollandalılar, başörtüsünü yasaklamak istiyor, kurban etini yasaklamak istiyor, şimdi de minareleri referandum ile yasaklamak istiyor.

Norveç televizyonuna yaşlı bir kadın çıkmış, “Breivik bir Hristiyan kahramanıdır, bizi şeriat dedikleri tehlikeden koruyacaktır, niye hapse atıldı ki?” diyor.

Hadi bu teyze üşütmüş.

Birmingam’lı gençler, sanat kolejinin binasının kubbesinin “enteresan bir mimari öğe” olduğuna ikna olmuyor, “burası kesin camidir” diye ortalığı yakıp yakıyorlar, son bir kaç ayda sayısız kere “haneye tecavüz” ediyorlar.  Okul müdürünün “valla cami filan değil burası” diye facebook’tan sürekli mesaj atması sökmemiş. Ne hikmetse “birileri” sürekli bu gençleri facebook’tan kışkırtmaya devam ediyor.

New Castle’da bir manyak caminin kapısına “domuz eti yapıştırmaya çalışmak” suçundan tutuklanıyor, cemaat hakime “biz şikayetçi değiliz, dava açmayacağız, af ediyoruz” diyor.

Bütün bu saydıklarımız geçen haftanın haberleri.  Her bir haberi teker teker geçmiyoruz, zira bizim haricihaber.com olarak asıl derdimiz “İslamofobinin neden milletçe bizi yakından ilgilendirdiğine” dikkat çekmek.

Avrupa sarhoş, bunamış, sapıtmış. Hadi bunların çaresi var ama hepsinden kötüsü yaşlanmış, işte onun çaresi ne?

Yıllar yılı Afrika’dan getirdikleri madenler, Güney Amerika’dan getirdikleri altınlar artık bitmeye azalmaya başladı.

Ekonomi yazarlarımıza göre, gözlerini dikmişler, bizim merkez bankasının yaptığı hamleleri dikkatle izliyorlar.

Bir de bunun üstüne “siyasi anlamda da yükselen Türkiye” diye haberler duymak onları kudurtuyor. Yıllar boyu ikinci sınıf insan gözüyle gördüğü insanların başarı yakalamasına tahammül edeceği bir durum yok.

“Doğudan gelen insanı” tek bir tehdit, bir bütün olarak görüyor, ayrıştıramıyor. Ve asıl mesele, kendi içlerinde halledemedikleri sorunlar. Siz kendinizi nasıl tanımlarsanız tanımlayın 1000 senelik genetik şifresi “doğunun zenginliklerine” göz dikmiş durumda.

Siz ister kafanıza serpuş giyin, ister fötr şapka, onun gözünde ötekisiniz. Hep öyle kalacaksınız.

Avrupa ve Amerika ve dünyanın diğer her yerinde Müslümanlara yöneltilen her tehdit, bizim “milli birlik ve beraberliğimize” yöneltilen bir tehdittir. “Yurtta sulh cihanda sulh” bakış açısını işlerine geldiği gibi yorumlayan zihniyet, kafasını kuma gömmeye devam etsin, etsin de…

Özellikle ulusal güvenlik ve dış ilişkiler stratejileri üzerinden yorum yapmayı bıraksın.

Hadi “müminler kardeştir” onların hiç anlamayacağı bir ruh hali, ama hiç olmazsa kendi kökensizlik özlemlerini Türk Milletine empoze etmekten vazgeçsinler.

Barış Tarımcıoğlu

Yazan - Eyl 25 2011. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes