harici haber

Dış basının demokrasi ile olan imtahanı

Son 150 senedir, işler güllük gülistanlık gidiyordu, sömürü-vesayet tezgahları iyi çalışıyordu.  Osmanlı, Çin ve Hint gibi dev devlet ve imparatorlukları yıkmak için etnik milliyetçilik ve böyle beyhudelikleri destekleyecek “demokrasi” diye mitolojik bir peri icat edip tüm dünya milletlerini bu peri masallarına inandırdılar ve başarılı oldular.

Oysa şimdi aynı demokrasi tınısı üzerinden tam olarak ne diyeceklerini bilemiyorlar, İslam coğrafyasındaki köklü değişimleri endişe ile aktarıyorlar, ortalığı velveleye vermeye çalışıyorlar.

Hani nerede kaldı o demokrasi peri masallarınız?

İslam coğrafyasında bir bir firavunlar devrilip, halk normal bir seyir içerisinde kendileri gibi “Müslüman” siyasileri iktidara taşıdıkça her ne hikmetse demokrasinin hikmetinden dem vurulmuyor.

Çifte standart ve iki yüzlülük konusunda dış basında pek çok kalem amansız ve pervasızca yarışıyorlar.

Arap baharı “fotoğraf kareleri” açısından onlar için yeterince medyatik idi. Ne de olsa kaos görüntüleri vardı. Şimdi aynı zihniyet “başörtülü” kadınların sakin sakin sandık başına gidip oy kullanmasını aktarma biçiminde müthiş bir hazımsızlık çekiyor.

Çünkü biliyorlar ki bu coğrafyanın halkları onların masallarını artık dinlemeyecek. Onlar da istemese de halkların “demokratik” tercihlerine saygı duymak zorunda kalacaklar.

Tunus seçimleri hakkında atıp tuttular, olmadı. Halk onların çamur atmaya çalıştıklarına oy verdi.

Yıllardır Batı medyasında bir “Muslim brotherhood” paranoyasıdır gidiyor ki, sormayın. Mısır halkı, mesela siyonist bir tezgahla “sosyalist” bir partiyi iktidara getirirse, “yaşasın yaşasın demokrasi kazandı, halkın tercihi bu” diye naralar atanlar, Mısır’da Müslüman Kardeşler seçimlerin galibi olacak diye kıvrım kıvrım kıvranıyorlar.

Batı medyası kendi siyasi görüşlerine uygun birilerinin siyaset yapmasına destek verir. Onun yaptığı siyasetin önüne bir başka etiket getirmez, oysa kendi destekledikleri hayat görüşleri de bal gibi ideolojiktir. İdeolojik olmayan bir hayat görüşü mümkün müdür diye sorulacak bir sorunun cevabı bu yazının konusunu aşar.

Ancak niyeyse, Müslüman bir kimliğin siyaset yapması hemen “Political Islam” diye özel bir konu başlığında irdelenir, sanki bunu yapan çok tehlikeli bir şey yapıyormuş gibi.

Bütün dert aynı, malumunuz bu zihniyetin ülkemizde de şubeleri var, külüstür, köhne ve iğreti şubeler de olsa.

Amaç bellidir, Müslümanlar siyasetten uzak dursunlar, camilere kapanıp kalsınlar, onlar rahatça ortalıkta at koştursun.

Despotik Orta-Doğu rejimlerini destekleyenler, bugün de aynı halkların özgür iradelerine bakalım saygı duyacaklar mı?

Sürekli demokrasiyi tılsımlı bir sözcük gibi sağa sola fısıldayan medyalar, söz konusu Arap halklarının demokratik tercihi olduğunda bakalım ne yapacak?

Yoksa aşağıdaki resimde vurgulandığı gibi “demokrasi ve basın” birlikteliği aslında sadece kozmetik bir ürün müdür?

Barış Tarımcıoğlu

Yazan - Kas 29 2011. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes