harici haber

Bağdat’dan Dersim’e Yol Gider 1055-1938

Ülkemizde dersimiz Dersim. Dersim’le yatıp, Dersimle kalkıyoruz. Üstelik Devlet de bir takım telaşlı, hem kel, hem fodul siyasiler de, Kemalist hegemonlar da bu dersde feci şekilde sınıfta çaktı. Bu fasla fazla girmeyelim. Yazımızın başlığındaki, Bağdat nire, Dersim nire bağlamına gelelim…

Tarih, o “yüce öğretmen”, o “ulu ders-verici” şunu bize öğretir: Her şeyin kökü tarihtedir. Sosyolojidedir. Mazidedir. Tarih önceden öngörülmesi imkansız, mucizelerle, hadiselerle, savaş ve yıkımlarla doludur. Yıllar sonra bile, bazı tarihi gerçekleri anlamayabilirsiniz. Veya bazı akıllı ve öngörüsü tarihçiler ilerisi için “remil” atıp olabilecekleri önceden tespit edebilirler.

Şimdi İslam dünyasını ve bu coğrafyayı, yani genel tarihi yakından ilgilendiren olaylara bakalım, bakalım altında ne var?

1) 4. Halife, Hz.Ali, 656’da, Hz.Osman’ın katlinden sonra çıkan kaosta halife oldu. Halifeliği son derece ağır ve acıklı olaylarla geçti. Cemel Olayı, Sıffın Olayı, Şam Valisi Muavviye ile mücadelesi, tarihin en hain, iki yüzlü Hakem Olayı, Nehnevan Olayı gibi akıl almaz kargaşalardan Harici Abdurrahman bin Mülcem tarafından 661’de camide şahit edildi. İslam dünyası karpuz misali ikiye bölündü.

2) Emevi zülmü ve İslam’ı kendi çıkarları kullandı. Devlet dine ağır ve haksız bir şekilde müdahele etti. İslam kaynağı ifsat edildi.

3) 81 Yıllık Emevi dönemi bitip, Abbasi dönemi  başlayınca, İslam dünyası nisbi olarak, bilim, kültür ve edebiyatta ve stratejide dünyanın bir numarası oldu.

4) İran’da kurulan Şii-Büveyh oğulları devleti(932-1055), Abbasi devletini ve Bağdat’taki halifeyi, askeri ve psikolojik bakımdan zorluyor, sıkıntı veriyordu. Mısır’da hakimiyet sağlıyan Şii-Fatimi krallığının da (909-1171) batıdan sıkıştırması ile, Bağdat’da olanlar oldu. Bağdat’ta Halide El-Kaaim Emrillah, Aslan Besasiri adlı aslen bir  Türk olan komutanı tarafından, Şii Fatimi krallığı adına, hilafetine son verildi. Ve hapse atıldı. Halife, Büyük Selçuklu Devletini kuran Tuğrul ve Çakır Beylerden imdat istedi. Selçuklu Devleti hali terakki de idi. Çünkü tarihin asla öngörmediği mucize olmuş, haşmetli Gazneli Devletini 1040’da Dandanakan’da yenmişlerdi. Bu güneşin, Türk burcunda asırlarca sürecek doğması idi. Buradan 1071, 1453, 1923’e gelinecekti.

Tuğrul ve Çakır Beyler, bu acıklı imdat mektubuna anında cevap verdiler. Bağdat’a bir ordu ile yürüdüler. Çok büyük ve alaişlerle, heyecanla karşılandılar. İslam dünyası, belki altından kalkılmaz kargaşalara sürükleniyordu. Sunni İslam, Mekke’ye, Medine’ye hapsedilmek üzereydi. Tarih büyük bir imtihan veriyordu. Tuğrul ve Çakır Beyler, bozulan düzeni iade ettiler. İfsata geçit vermediler. Aslan Besasiri hapsedildi. Halife makamına geçti. 15 Aralık 1055’de, Halife, Tuğrul ve Çakır Beylerin isimlerinin hutbede okunmasının ” menşuru “nu verdi. Bağdat halkının büyük tezahüratı ile, Selçuklu Devlet kurucuları Rey’e döndüler.

6) Fırat ve Dicle uyudu, fesat ve fitne uyumadı. 1059’de Aslan Besasiri, hapisten kaçtı. Etrafına topladığı çapulcularla, Halife Kaaimi’yi tekar halifelikten uzaklaştırdı, hapse attı. Film tekrarlandı. Tuğrul ve Çakır Beyler, tekrar Bağdat’a gelip, Besasiri’yi öldürdüler, asayişi sağladılar. Şii Fatimi Krallığına ise şarkın en sevgili sultanı Selahaddin son verdi.

7) Osmanlı imparatorluğu tarihteki yerini alınca, 2. Beyazıt zamanında Safavi ailesinden Şah İsmail’in dedesi Şeyh Cüneyt, şiada aşırı yorumlarla Anadolu’da huzursuzluk çıkardı. Oğlu, Şeyh Haydar babasının izinden gitti.  Şah İsmail Safavi devletini kurduğundan dünya üzerinde bir numaralı devlet Osmanlı İmparatorluğu idi. 2.numaralı devlet ise Safavi Devleti idi. Türkistan’ı fethetmiş, Akkoyun devletini bitirmişti. Anadolu , Sünni-Şii kavgası ve kargaşası yaşıyordu. 1 numara ile 2 numara kapışacaktı. Bu tarihin emri idi.

8 )  1513’da Anadolu’da Şah Kulu isyanı çok can aldı. Anadolu çok tahrip oldu. Tahta geçen Yavuz Sultan Selim, 1514’te Çaldıran’da Şah İsmail’i yendi. Alevi Türkmen beyleri, merkezi otoriteye değil, inançlarının akrabalığına yani ” Şah “‘a gittiler. Bitlisli meşhur tarihçi (Heşt Behiç’in yazarı, şair, alim) İdris-i Bitlisi, meşhur ve maruf Kürt beylerini toplayıp, Osmanlı tarafına geçmelerini sağladı. Şimdiki coğrafya oluştu. Mesele bir Türk-Kürt değil, Sünni-Alevi meselesi idi.

9) İşte bu tarihi olaylar tam 500 yıldır, sanki dünmüş gibi tortular, acılar, yangınlar bıraktı. Osmanlı zamanında fazla üstüne gidilmeyen bir Dersim kültü, folkloru, alevi inancı, dedeleri, pirleri, babalarıyla başka bir hayat yaşandı.

10) Cumhuriyet Diyap Ağa ‘sıyla, Seyyit Rıza ‘sıyla ve diğer aşiret reisleri ve Dersim halkı ile ittifak yaptı. Cumhuriyeti beraber kurdular.
Vakta ki, “Kürt yok! Alevi yok! Müslüman yok!” fetvası geldi. Dersim” çıbanbaşı ” oldu.

11) Raporlar gönderildi, telgraflar çekildi. Planlar yapıldı. Tenkil, tedip ve toplu kıtal emri verildiğinde mesele bitecek zannedildi.

12) Oysa Dersimliler, halifeliğin kaldırılmasından mutluydular. Hemen “şapka” giymiş ve “medeni” olmuşlardı. Harf devrimine, Tevhid-i tedrisata ne diyebilirlerdi, havalara uçuyorlardı.

13) Vakta ki, “Tekke ve Zaviyelerin Seddine Dair Kanun ” çıkınca ,”dedelik, babalık, seyyitlik, nakipliğin seddedildiğini, ” yani kaldırıldığını görünce, çok büyük bir “aldatılmışlık” duygusuna kapıldılar.

..Ve Dersim, o zaman iki arada bir derede kaldı. Sünni Müslümanlar, “şeyhlik, müritlik” olmadan dinlerini yaşayabilirlerdi. Ama alevi inancı “dedelik, babalık, pirlik” kavramlarına dayanıyordu. Hayal kırıklığı yaşamsal düzeye geldi. Zira nefes almak zorlaşmış, Dersim’li bitirilmişti.

14) 1922, 1926, 1935, 1936 ve mahut 1938 katliamı oldu. Bu sözün bittiği yerdi. “Mübalağa acı çekildi”. Nazım Hikmet bunu niye görmedi? Kimse anlamadı!

15) Devlet özür dilesin mi? Dilemesin mi? Böyle absürd bir zorbalık olmaz. Birlik ve beraberliğe en muhtaç olduğunuz an bu andır. Ve tarih aynadır. Güzel misin, çirkin misin, orada görürsün.

Bir tarih profesörümüz, tv’den haykırıyor: “Herkes haysiyetli olsun!”. Bağdat’tan Dersim’e giden yolu başka yazılarda anlatacağız. Yanlış hesap Bağdat’tan döner! Dönmeli!

Faik Tarımcıoğlu

Yazan - Kas 30 2011. Kategori Orta-Doğu. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

2 yorum - “Bağdat’dan Dersim’e Yol Gider 1055-1938”

  1. ilhan

    Evet herkes haysiyetli olsun, bu vatan bizimdir diyoruz ki öyledir, o halde birlikte yaşamak bir olmak zorundaysak ayağımızı denk almalıyız. Ağzımızdan çıkan söze dikkat etmeliyiz. Bu süreç barış sürecidir. Devlet vatandaşları ile barışacak ve medeni ülkeler seviyesinde yerini alacaktır.

  2. muzaffer çetin

    çok guzel bir yazı. istifade ettim. derinlikli yazıların daha çok insan tarafından okunması için bir okuyucu olarak bana düşen birşey varsa elimden geleni yapmaya hazırım. diğer okuyuculara da bu vazifenin düştüğüne inanıyorum.

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes