harici haber

Avrupa meclislerinde kim kime anayasa fırlatacak?

Avrupa seçimlerinden dolayı nedense bir bayram havası var medyalarımızda, gereksiz yere Sarkozy’i ciddiye almaktan olsa gerek. Son yıllarda tüm dünya siyasi arenalarında sık sık karşımıza çıkan “gelen gideni aratır” kuralı umarım Fransa için söz konusu olmaz. Ancak ekonomi hakkında pek de bir şey söylemeden, reel para politikalarına sırt çevirip, “zenginden vergi alcaz, fakire vercez” söylemi tutturan Avrupalı sosyalistlerden medet ummak safdillik olur.

Problemin kökünde sadece ekonomi politikaları yok. Bazı düşünce akümülatörleri son yüzyılda Avrupalı her dimağa bir demokrasi kutsiyeti zerk ettiğinden, bol partili koalisyonlu “renkli” meclisleri ortalama Avrupa vatandaşları marifet zanneder.

Başkanlık sisteminin ülkemizde hafiften tartışılmaya başladığı bugünlerde, aynı Avrupalı zihniyetlere bu konu ile ilgili fikirleri sorulsa, ikitelli medyasının yüzünü güldürecek bir şekilde “Türkiye’nin diktatörlüğe doğru gitmesinden endişe duyduklarını” söylerler.

Oysa bugün Avrupalı her seçmen, Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lider için kurosan-kahve ve bir o kadar da “çok partili meclis=demokrasi”  denklemi sevdalarından vazgeçerlerdi.

Çünkü Avrupalı komşularımız kredi derecelendirme kuruluşlarına posta koyamacak kadar beyinleri “mind control” işlemine tabi tutulmuş, AB, IMF gibi küresel sermaye bezirganlarının kendi ekonomilerini kurtaracağını zannederler.

Bir yandan da azımsanmayacak kadar kafası karışık Avrupalının.

Yunanlılar 1943 ylında ülkelerini işgal etmeye bile kaale almadan transit geçen Hitlerin ordularının bayrağını kendisine sembol almış bir adamı meclise soktular. Çünkü öfkeliler. İster misiniz bu adam abuk sabuk ırkçı söylemlerini arttırsın, gözünü Ayasofyaya diktiğini açıktan dillendirsin mesela, bu konularda kanun teklifi versin, bir yandan da küresel sermayenin vesayeti altında inim inim inleyen Yunanlılar bir sonraki seçimde bu ırkçı kafayı iktidara ortak etsin.

Olmaz mı olmaz demeyin, daha bir kaç yıl öncesinde kadar tam gaz tabak kırma eylemlerine devam eden komşularımıza o yıllarda “bir kaç yıl içinde meclisinize “hail Hitler!” selamı veren bir adam sokacaksınız” deseydik kimse bize inanmazdı.

Peki Fransa’nın yeni lideri cidden “sosyalist mi?”

İşin o kısmını CHP’nin mazisini keyifle deşen, sosyal-demokratları iki dakikada Kuzey Kore zaviyesine indiren, bunu yaparken de bize “dağ başını duman almış” marşlarının İsveçli fındıkçı kız türkülerinden araklandığını öğreten abilerimize bırakıyoruz.

Hollande, rezerv para birimi olarak dolar hegemonyasına karşı çıkıyor bu yüzden belki sıcağı sıcağına bir otel odasında uygunsuz bir şekilde basılabilir ama diğer sosyalist türdeşlerinin aksine 2005 AB anayasına okey verip, Bilderberg müdavimi ve açıktan açığa Avrupa Federe Devletler Birliğini savunan Manuel Valls’i kendisine danışman olarak alıyor. Yani sosyalistliğini bilemeyiz ama bal gibi “globalist”.

Bakalım bu duruma Merkel ablası ne diyecek, “ablanız size kurban ola” demiyecektir, en azından kameraların önünde.

Zira bütün bu karmaşanın tek bir mesajı var, halklar açısından: Hiç bir Avrupalı artık AB söylemlerine ve kemer sıkma politikalarına inanmıyor, herkes kendi para birimine geri dönmek istiyor.

Peki iyi ama “güçlü bir iktidar” yok ki, Euronun babaannesi Merkel’in kabinesi dışında, ki onlarda yerel seçimlerin sonuçlarından hiç memnun değiller.

Güçlü bir iktidar olmayınca, Avrupa meclislerinde bir curcuna olacak. Bir yanda “aşırı sağcılar” bir yanda sosyalistler.

Bütün bu tezgahların arkasında “küresel sermayenin muhafızları”.

Birilerinin birilerine anayasa kitabı fırlatması herhalde kaçınılmaz olarak Avrupa meclislerinde sahnelecek.

Her ne ise Avrupalı seçmenlerin tercihlerine saygı duymak gerek, gözünü Ayasofya’ya dikmiş olan Yunanlı Nazi partisi dışında.

Barış Tarımcıoğlu

Yazan - May 7 2012. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes