harici haber

%100 milli bir basınımız olsaydı…

1) İstanbul’da yapılan İstanbul World Political Forum’a devletin desteği var mı yok mu demeden top yekün destek verilip, yeri göğü ve Avrupa basınını “İşte Davos’a alternatif” diye inletirdik,

2) Uludere meselesini tartışırken haberin çıktığı yeri iyi okur, maksatlı olarak “yanlış” tercüme edip, servis etmezdik.

3) Avrupa’da yükselen ırkçılık ve İslamofobinin milli bir mesele olduğunu belleyip, İngiltere’de bir caminin bahçesine kesik domuz kafası atılıyor diye öfkelenip bunu haber yapardık,

4) Suriye, İran, Irak, Kürtler, Ermeniler gibi meseleleri haritadaki büyük resim üzerinden değerlendirip, bu meseleleri hükümete çakma araçları olarak kullanmazdık,

5) Türk dizilerinde neden ezan okunmaz, neden başörtülü karakter olmaz gibi soruların cevabını çoktan vermiştik,

6) Türkiye’nin önümüzdeki yüzyılda küresel bir aktör olmasında bizim de tuzumuz olsun gerekçesi ile Türk gençlerine dış politikayı sevdirecek haberler yapardık,

7) Takıldıkları resepsiyonlarda yedikleri sosisli-ançüezli kanepeler sayesinde semirmiş monşerleri çoktan müzeye kaldırıp, “sıfır sorun” politikasına çomak sokacağımıza, sahip çıkıp daha da nasıl geliştireceğimize kafa patlatırdık,

8 ) Dışarıdan gelen Osmanlı gazını filtre ederek okuyup, içten gelen Osmanlı karşıtlığını da Osmanlıya yakışan vekar ve sabırla def ederek, yüzyıllara yayılan milli birikimlerin muazzamlığını sindirirdik,

9) Batılı ekonomi gazete ve dergilerinin tamamen siyasi amaçlar doğrultuda haber yaptıklarını bilip, onların yayınladığı her istatistiği kendi gazetelerimizin ekonomi bölümünde yayınlamazdık

10) Batılı bir gazeteciler grubu memleketi ziyaret ettiğinde onlara ülkeyi şikayet edeceğimize “neden hiçbir zaman TRT’nin çocuk şenliği veya Türkçe Olimpiyatları ile ilgili haber yapmıyorsunuz?” diye hafiften tersler, çılgınca “yabancı gazetecileri” boğazda balık yedirme, pohpohlama yarışına girmezdik

11) Tahmin edilenden çok daha derin bir ekonomik kriz kapılarındayken, felaket tellağını konusunda yangına körükle gitmeyen, hükümetlerle halkları çatıştırma sevdasında olmayan Avrupa gazetelerinden sükunet ve serinkanlılık konularında ilham alırdık,

12) Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olduğu şu günlerde tabiri ile “klişe” diye dalga geçmez, bu tabire duyulan ihtiyacın sosyolojik kökenlerini araştırırdık,

13) İnsanları mesleki başarılarına göre değerlendirirdik, ayakkabılarını evin dışında mı antre’sinde mi çıkarıp çıkarmadığına göre değil

14) Küresel finans kuruluşlarının ABD ve Avrupa medyalarını nasıl avuçlarının içinde tuttuğunu iyi analiz edip, “ah oradaki basın özgürlüğü keşke bizde de olsa” diye lümpence şikayetler etmezdik;

15) Şii-Sünni gibi çatışmaların sadece ümmete değil, aynı zamanda Türk milletine zarar verdiğini iyi bilir, belli odaklara fitne malzemesi vermezdik,

16) Tüm Avrupa medyalarının son yıllarda kuzu kuzu ve derinden İslami finansa ilgi duymasının sebeplerini iyi analiz eder, bizim ekonomiden, maliyeden ve kalkınmadan sorumlu bakanlarımızın böylesi bir çıkışını beklemeden, onlara “İstanbul neden küresel anlamda İslami finans merkezi olmuyor?” diye sorular yöneltirdik,

17) Bir yandan sırf muhafazakarlara çakmak için feminist takılıp bir yandan da gazetelerinin çarşaf çarşaf magazin eklerini “arzu nesnesi sömürü düzeni yoz cinsellik” ikonları ile süslemezdik,

18) Ayasofya’nın bahçesindeki namaz kılma etkinliğine de yeterince foto muhabiri yollardık, sadece Tandoğan meydanına değil,

19)  2012 yılında bile şaşkın şaşkın Ak partinin neden bu kadar kurumsal anlamda da başarılı olduğunu anlamak için “siyasal İslam” temalı felsefi analizlere girmeden, Türk milletinin dile getirmeye çekindiği andının aslında “Türküm, doğruyum, çalışkanım ve Müslümanım, öyleyse, iktidarımı bu özellikleri taşıyana veririm.” türevinden basit bir cümle olduğunu kavrardık,

20)  Şarkiyatçılığı da hamamda yayılan tombul avratlar resmetmekten ibaret sanan, Paris’in marmelatlı çöreklerine düşkün bazı Türk aydınlarının da zannettiği gibi, “Araplar bizi sevmezler azizim, onlar zaten bizi arkadan hançerledi” diyeceğimize, Arap baharının 2007 Temmuz seçimlerinde Türkiye’den başladığını görürdük.

Barış Tarımcıoğlu

Yazan - May 29 2012. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

1 Yorum - “%100 milli bir basınımız olsaydı…”

  1. mehmet

    hocam yüreğinize bileğinize sağlık Allah emeğinizi zayi etmez inşaallah. Avrupa ile ve islam dünyası ile alakalı hani anlattığınız gibi ”fotografın tamamı” ndan sayenizde haberdar olduk. Asırlardır başımıza örülen çoraplar ve Anadolunun silinen hafızası, bu flu belleğimiz belkide sizin gibi bu milleti seven idealist insanların çektikleri fotograflarve bir nevi hatırlatma kartları sayesinde tekrar canlanıp nettleşecek teşekkürler ediyorum anadolu insanı yapılan civanmertliği hiç unutmaz gün olur artkanızdan dua eden koskoca bir millet olur. lütfen daha çok çalışın lütfen daha çok adınızı ve sitenizi duyurun Allah Razı olsun.

Leave a Reply to mehmet

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes