harici haber

Kitle Medya Silahları

Amerika’ya Irak’ı işgal ettiren olmayan kitle imha silahlarından beter olanı, ellerinde kitlelerin beynini yıkayacak medyalara sahip olmaları.

Norveç katilamı üzerine yazılanları ve çizilenleri hafiften sindirmeye başlayınca ortaya şöyle bir tablo çıkıyor. Liberal düşünceye sahip olan daha da liberalleşecek, veya hoş görü sahibinin toleransı artacak ama “sapık” zihniyetli olanın garabet derecesi daha da artacak. Yani bu katliamdan sonra, Avrupa toplumları veya hükümetleri ne kadar önlemleri artırsa arttırsın, tüm dünya genelinde ırkçılık daha da artacak.

Çünkü ABD medyasının patlamış mısır eşliğinde seyredilebilecek sosyolojik tespit soslu haber üretmek gibi eğilimi var. Ortada 80 civarı genç bedenin cesedi var ya, bu yeterli. Bir de yüzde yüz yalan söylemelerine rağmen, tükürdüğünü asla yalamayacak olan Fox News, CNN gibi haber kuruluşları var, hala utanmadan “İslami Terör” tehlikesi üzerine haber yapıyorlar.

Ne de olsa bir katedralde diz çökmüş ağlayan prenses resmi yeterince ilginç. İran’da süikaste kurban giden profesörlerin haberini verecek değiller ya. Ya da bir kaç haftaya kadar ABD kongresine sunulacak olan raporun içeriği ile ilgili de haber yapmazlar. Zira rapora göre ABD, 2003 yılından beri Irak ve Afganistan’da 34 Milyar doları çöpe atmış. 50.000 Irak’taki askere, 100.000 Afganistan’daki askere oranla, iki ülke arasında mekik dokuyan taşeron ve müteahhit firma çalışanlarının sayısının 200.000 olduğu belirtilen bu rapor, elbette ABD kamuoyunda fazla ses getirmeyecek. Raporu hazırlayanlar da biraz saftirikmiş, 34 milyar dolar çöpe değil, bazı yandaşların cebine gitmiş işte, nesi anlaşılmaz bunun?

Oysa ABD medyası bu aralar, Glenn Beck, Pamela Geller ve Robert Spencer gibi faşist kafaları aklamak, onları koruyup gözetmekle mümkün. Yeni bir soyut kavram tartışmasına girmeye de bayılıyorlar, şimdi ki dersimiz “multi-culturalism”

Ne meraklı şu batı zihniyeti sonu “ism” ile biten zırvalıklar uydurmaya. Yüzyıllarca her millet Osmanlı çınarının gölgesi altında “çoğunlukla” huzur içinde serinledi, o zamanlar böyle ikircikli kavramlara kimse ihtiyaç duymadı, çok kültürlülük gibi.

Denildi ki, bu terimi ilk defa 19.yüzyılda Avrupa’daki yerleri tehlikede olduğundan Musevi düşünür ve toplumbilimciler ya da onların maaşa bağladığı kalemler ortaya attı. Avrupa’da yerlerini sağlamlaştırdıkları için artık buna ihtiyaç duymuyorlar. Kendi çıkarları için icat ettikleri bir kavramı Müslümanlar niye kullansın hem.

Bizim ciddi bir endişemiz var bu Norveç katliamları ile ilgili. ABD basınının sansasyona çok düşkünlüğünden, hastalık derecesindeki seri katil profili inceleme tutkusundan dolayı, şu Anders denilen velet, bir müddet sonra kahramana dönüşebilir. Dönüşmese bile beslendiği zehirli kanallar daha da sükse yapacak, herkes onlardan bahsedecek.

Öyle ya, GatesofVienna, yani Viyana’nın Kapıları diye bir kaç sümsük veledin kurduğu, Norveç katili gibi sapıkların takıldığı bloglar bu aralar aşırı ziyaretçi yoğunluğundan çöküyor. Bu bloglardan ABD’de de çok var, jihadwatch.org gibi, ya da yukarıda isimleri söylediğimiz Pamela Geller veya Robert Spencer gibilerinin kurmuş oldukları “İslami tehlikeye karşın kamuoyunu bilinçlendirme” derneklerinin web sayfaları gibi. Bu gerici-yobaz dar kafaların kendilerine uğraş edindikleri alan, sürekli Müslümanlar ile uğraşmak, İslam’ın bir din değil de, bir ideoloji yalanı olduğunu kitlelere duyurmak.

İşin kötü tarafı bu aralar, çok fazla reklamları yapılıyor, bu sapık katilden dolayı. Çünkü katil onlardan etkilendiğini açıkça yazmış.

ABD iri medyasının görüşlerine çok değer verdiği Glenn Beck çıkıp hala utanmadan Norveçli katili açıktan savunamayacağından olsa gerek, Norveçli gençlerin bir adada toplanmasını “Nazi kampı” olarak görüyor. Oysa kendi savunduğu ırkçı zihniyetli Tea Party hareketi benzer gençlik kampları düzenler. Dikkat çekmek için her lafı söyleyeceği belli olan bu sapık kafa utanmadan Norveç katliamı ile ilgili mevzuyu ne yapıp edip, İslam’ın Avrupa’da çok yayılmasına bağlıyor. İslam yüzünden Avrupa’da çok kültürlülük iflas etmiş durumda diyor.

Yazdığı sözde manifestoda, bu Norveçli katil, İslam’a karşı açtığı savaş ile ABD’de pek sükse yapmış Pamela Geller’ı sık sık anmış. ABD medyası da hemen ona mikrafon uzatıyor. Diyor ki Geller, savunmasında, “Bu Norveçli genç yazdıklarında Adam Smith, Thomas Hobbes ve John Locke’dan da bahsetmiş, Bu değerli felsefeciler de mi suçlu yani?”

Evet, maalesef öyle.

Dersimiz felsefe olmadığı için yukarıda ismi zikredilen 16.yüzyıl liberal batı düşüncesinin yapı taşlarından kabul edilen bu üç düşünürün aslında ne kadar manasız boş safsatalar ürettiğini uzun uzun irdeleyemeyeceğiz.

Hani nerede bu zatların uydurduğu “sosyal kontrat” kavramları? Bir katil çıkıyor işte sizin hayalini kurduğunuz topluma rahatça kurşun sıkıyor.

Çünkü hoşgörü akıl yolu ile değil, kalp yolu ile ulaşılacak manevi bir süre-giden deneyimler bütünüdür. Dondurulmuş sosyolojik  bir kavramın aksine canlı bir organizma olduğu için, sürekli bakım ve onarım ister. Bu bakım ve onarım işlemi de kaçınılmaz olarak toplumun manevi değerleri ile ruhsal bağlantı kanallarının açık olmasını ve birbiriyle ilişki de olmasını gerektirir.

Bu da sadece “cemiyetin her ferdinin” belli bir ruhani olgunluğa ulaşmasından sonra gerçekleşir. “Multi-cultural” bir toplum inşa edicem diye eline kazma kürek alıp, bir yandan da soyut, sofistike gözüken kavramlar silsilesi üretirsen, ancak duvara toslarsın.

Avrupa medeniyetinin ve onun en sivri fraksiyonu olan Anglo-Sakson düşüncenin posasının kurduğu ABD’nin toplumsal açmazının kökenlerini, bu duvara toslamanın sebeplerinde aramak gerekir.

En az beklenilen, “sakin” toplumdan böyle caniler çıkıyor işte. ABD medyasının ısrarla “Tek başına hareket eden sapık cani” masalını yerle bir edercesine, bu caninin zihniyetinin nasıl bir “uluslararası hoşgörüsüzlük ağından” beslendiğini öğreniyoruz.

Bugün Türk toplumu bir arada yaşamak konusunda hoşgörüsünü yitirmişse, bunun sebeplerinden biri, hoşgörü konusunda muazzam bir örnekler silsilesi olan Osmanlı mirasının, sistematik ve kasıtlı bir biçimde Türk insanına unutturulma çabasından kaynaklanmaktadır.

Maalesef bu çok-kültürlülük zırvalığı bizim kanallarımızda da tartışılmaya başlandı. Avrupalı farklı ırklar ile bir arada yaşamayı başaramadığından böyle içi boş kavramlar uydurur.

ABD meydası ise her zaman olduğu gibi sansasyon peşinde, tişörtlerine yazacakları sloganı buldular. “Çok-Kültürlülük Öldü” diye.

Sanki öldüren Müslümanlar. Kavramı icad eden de onlar, işlerine gelince öldüğünü duyuran da onlar.

Endişemiz yukarıda bahsettiğimiz zehir saçan, insanları ırkçılığa teşvik eden kalemlerin ABD’de daha da popüler olması.

Çünkü ABD’de silah edinmek, kovboyculuk oynamak, yasal olarak Avrupa’ya göre çok daha kolaydır.

Ve her Amerikalı günde ortalama 3-4 saat televizyon izler.

İşin kötüsü inanıyorlar da, televizyonda duydukları her zırvalığa.

Barış Tarımcıoğlu

Yazan - Haz 8 2012. Kategori Amerika. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

1 Yorum - “Kitle Medya Silahları”

  1. xudada

    Amerikan ikiz kuleleri ve avrupadaki birçok kentte meydana gelen olaylardan hep mazlum musulmanları sorumlu tutular oysa bu olay gösterdiki amerika ve israil sermaye sahiplerini koruma ve kollama adında bir çok olayı tezgahladı ve mazlum halkı hedef gösterdi kamuoyunuda arkasına alarak şurada olay olacak diyo 1 ay veya 2 ay sonra orada olay oluyo ama kimse bunu sorgulamıyor. Aslında osmanlıcıda değilim ama adaletten yana olmak mazlum halklardan yana olmak üzerimize farzdır. bütün insanlar kardeştir ancak zülm edenler kaleştir.

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes