harici haber

Arap baharına Hasan Mutlucan türküleri mi ihraç edeceğiz?

Her türlü hukuk davasının veya eğitim reformunun veya finansal hamlelerin işlerine gelmeyenler tarafından medya şerbeti ile sulandırıldığı ve “birlik ve beraberliğe çok ihtiyacımız olduğu şu günlerde” lafının kelli felli enteller tarafından dudak bükülerek küçümsendiği bir zaman diliminde, daha bir sene öncesine kadar Arap baharına rol model olabileceği düşünülen Türkiyemiz, an itibari ile Arap baharına olsa olsa Hasan Mutlucan türküleri ihraç etmekten başka bir şey yapamayacak bir durumdaymış gibi resmediliyor.

Libya’ya ilk bombaların yağması ile kendisi de nev-i şahsına münhasır bir karikatürvari diktatör olan Kaddafinin “defolup gitmesini” isteyen medyamızın yayınları takip ederken bir yandan da, Arap, İngiliz ve Pakistan medyalarını takip ediyorduk. Bilgisayarda oynanan tuhaf bir macera oyunu gibi enteresan ip uçlarını takip edince nahoş kokular burnumuza gelmeye başladı, daha Suriye’de her şey günlük gülistanlık iken İngiliz medyalarından copy-paste yaptıkları, en azından fikriyat açısından, belli olan bazı Arap-uydu devletlerinin basınları Suriye ile Türkiye’nin arasını bozacak tohumları yavaştan serpiyordu.

İngiliz akıllıdır.

Dış siyasette bir stratejiniz yok ise onlar ne derse evet deyin ama tam tersini yapın.

İngiliz kafasından geçenin 10’da 9’unu söylemez, bu onların atasözü.

İngiliz söylemez, söylettirir.

ABD’nin herhangi bir eyaletinde vur patlasın çal oynasın gezerseniz bu ülkeyi gerçekten bağımsız bir “rüya ve firsatlar” ülkesi zannedersiniz.

Oysa ABD ile büyükelçilik ve herhangi bir diplomatik düzeyinde ilişki kurarsanız, bu ülkenin Anglo-Sakson zihniyeti tarafından kurulmuş, işlerin biraz ters gittiği, post-kolonyal bir ileri “İngiliz” karakolu olduğunu görürsünüz.

ABD-Türkiye ilişkilerini anlamak için İngiliz basınını iyi okumak lazım.

İngiliz ise ketum davranıp kafasından geçen meramını gizli saklı dehlizlerde tutuyorsa ne yapmak gerek?

Sonu “times” ile bitern Kuveyt, Katar, Pakistan, Mısır vs. gibi “İslam coğrafyasındaki” gazetelere bakmak lazım.

Bu gazete çalışanlarının çoğu eğitimlerini bir şekilde, kafa yapılarını tornalarını İngiliz sisteminden almışlardır, dünyaya o zaviyeden bakarlar.

Kuveyt times mesela, hiç üstüne iyilik sağlık değilken, daha geçen seneden Türkiye-Suriye ilişkilerinin bozulma senaryolarını yazıyordu, tam o zamanlarda ABD dış işleri bakanı bu konulardan dem vuruyordu.

O günlerde hiç birimiz hazır değildik, 900 km. sınırımız olan bu komşumuz ile ilişkilerimizin bu kadar bozulacağına.

Sen kalk,

Osmanlı gazı ver Türkiye’ye,

Sonra Araplara “Bak Türkler şahlanıyor, sonra sizi Osmanlı vilayeti yaparlar ha!” de,

Sonra kalk kendi gazetende “Türk uçakları Suriye’yi vurmak üzere, bizim uçak filomuzda teyakkuzda” de, sanki İngiliz her hangi bir dünya savaşında o kadar aktif rol almışmış, biz  de yermişiz gibi. Tarih meraklısı düşünsün burada parantez içinde, dünya savaşlarında ve Orta-Doğu işgallerinde en çok kurşunu ABD’li mi atıp yemiştir, yoksa İngiliz mi?

Ve bugün işte tüm İslam coğrafyası için model olarak gösterilen Türkiye hızla imaj kanı kaybediyor.

Mursi ile aramız nasıl olacak? Eninde sonunda ona bir darbe yaptıklarında Hasan Mutlucan mp3’lerimi göndereceğiz Mısır devlet televizyonuna? Sayın Davutoğlu bugün Mısır’ı ziyaret etse geçen seneki gibi coşkulu karşılanır mı? Yoksa Mısırlıların “Laiklik” gibi tavsiyeler mi ihtiyacı var?

Libya’da kimi destekliyoruz şimdi? Onca Türk şirketinin yatırımı ne oldu?

İran’la aramız neden bu kadar bozuldu? Neden İngilizler buna deli gibi seviniyor?

Suriye ile ilgili kazançlı çıkabileceğimiz en ufak bir ihtimal kaldı mı?

Bütün bunlar olup biterken Mescid-i Aksa’nın altı oyulmaya devam ediyor, yurdum insanı “modernizm” tartışmalarından bıkıp usanmıyor, modernizmin aslında kapitalizme hizmet edip, oradan da upuzun vadede siyonizme çanak tuttuğunu görmeden her türlü siyasal gelişmeyi sulandırmaya devam ediyor.

Her türlü sulandırma operasyonu, her türlü “barış ve özgürlük” yürüyüşü ve platformu bir “hükümete çakma platformuna” dönüşüyor.

150 senedir İngilizin bu coğrafya üzerinde işlediği iltihap toplarını bir seferde patlatırsak akan cerahat hepimizi boğar.

Bırakın sadece “birlik ve beraberliği”, çok daha serinkanlı ve dikkatli olmak lazım, özellikle dış siyaset konusundan bu aralar.

Arap baharına, bu coğrafyadaki kardeşlerimize verecek o kadar çok birikimimiz varken, onların gerçekten özgürlüğünü istiyorken, istiyoruz ki onlar da bizim geçtiğimiz meşakkatli askeri vesayet yollarında geçmesin, aramız bozulmasın onlarla.

Kırk yılın başı Mescid-i Aksa’da namaz kılmaktan bahseden bir Dış İşleri bakanımız olmuş, onun bu arzusunu ve coşkusunu paylaşmayıp da ne yapalım?

Barış Tarımcıoğlu

Yazan - Eyl 5 2012. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes