harici haber

ABD’li Senatörlerin İsrail Çabası

Belki de artık asıl babanın İsrail, asıl şımarık çocuğun ABD olduğunu anlamanın zamanı geldi.

1948 yılında Truman başkanlığında ABD kongresinin İsrail’i tanıma “toplantısı” 11 dakika sürmüş.

Aynı kongre 60 yıldır bir türlü Filistin’i tanıyamıyor.

Amerikalı senatörler, demokrat ya da cumhuriyetçi fark etmeden, harıl harıl, bir aksaklık çıkmasın, Birleşmiş Milletlerde İsrail’i üzecek bir karar geçmesin diye uğraşıyor. Konuyla ilgili kanun teklifi veren, demeç üstüne demeç verip, Filistin’i açık açık tehdit edenleri o kadar çok ki, teker teker zikretmiyoruz.

Ancak New York’lu demokrat senatör Steve İsrael’in öyle bir kanun teklifi var ki…”Filistin’e destek veren tüm ülkelere ABD askeri yardım yapmayı bıraksın” diyor. Bu kadar da cahil yani, ABD’nin kendi ayağına kurşun sıkması demek bu aynı zamanda, farkında değil. İsrail aşkı bu kadar gözünü kör etmiş. Bu arada senatör beyin soy adını biz uydurmadık, gerçekten soyadı “Israel” adamın.

İsrail halkının çoğu, ABD basınının bağımsız olabilmeyi başarmış kalemleri, Avrupa basınının çoğu, Filistin’in devlet olmasının tanınması yönünde görüş bildiriyor.

ABD’li senatörlerin çoğu seçimler sırasındaki sponsorlarının yüzünü kara çıkarmamak için, nerede kıyıda köşede kalmış, icad edilmiş,  haritadaki yeri cetvelle çizilmiş ülke varsa onları ikna etmek için uğraşıyor.

ABD’li senatörler, her biri ayrı ayrı yasa teklifi üzerinde çalışıyor, her teklifin özü ayrı. Filistin’e yaptırımların arttırılması, olayı BM’nin gündemine taşıdıkları için Filistin halkının cezalandırılması.

Belki de artık asıl babanın İsrail, asıl şımarık çocuğun ABD olduğunu anlamanın zamanı geldi.

Daha öncede demiştik, tekrar etmekte fayda var: ABD diye bir ülke yoktur, Yahudi sermayeli, ve destekli İngiliz derin devletinin kurduğu, işlerin ters gittiği bir post-kolonyal ileri karakol vardır.

Garibim Amerikan gençleri Tahrir meydanına özeniyor, üç-beş Hollywood filminden arakladıkları sloganlarına kendileri bile inanmıyor, Wall Street’te gerçekleştirdikleri protesto gösterilerine, Tel-aviv kontrol panelli ABD medyası zaten onlara dönüp bakmıyor, ABD’nin hunhar finans sistemi milyonları sömürmeye devam ediyor. İşte aradan bir yıl geçti, herkes unuttu “ABD’li gençlerin Arap baharı özentilerini.”

Bu arada, demokrat, cumhuriyetçi demeden ABD’li senatörler tam gaz İsrail’in çıkarlarını koruyacaklarına dair gizliden gizliye yemin etmişler sanki, kongreye adım attıklarında,  Filistin’i engellemek için çalışıyorlar. Gazze’de olan biteni görmüyorlar. Bütün bu vahşetin tek sorumlusu Hamas’mış gibi davranıyorlar.

1948 yılında Truman başkanlığında ABD kongresinin İsrail’i tanıma “toplantısı” 11 dakika sürmüş.

Aynı kongre 60 yıldır bir türlü Filistin’i tanıyamıyor.

Fransa’nın hala ne yapacağı belli değil.

İngiltere’yi sormayın bile, son dakikaya kadar rengini belli etmez, ki zaten bu “meseleyi” çözmek onların görevi olmalı, nasıl ki 1948 olayları onların başı altından çıkmış olsa bile. Bu aralar BBC Gazze’de ki katliamları oldukça “insancıl” bir şekilde veriyor, neredeyse sanırsınız ki İsrail’i eleştirecek. Ama asıl dertleri Ürdün’de çıkan karışıklıklardan dolayı, bu bölgelerdeki eski hakimiyetlerini ABD’ye kaptırmış olmanın verdiği rahatsızlık yatıyor olabilir. Eğer İngiltere Ürdün’ü kaybederse, bu coğrafyanın haritaları çok “tuhaf” bir şekilde değişebilir. Bu konu ile ilgili olarak “Ürdün’ün ayrıcalığı ne?” başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

İngiliz eski başbakanlarından, baş şövalyelerden Tony Blair, ABC’ye “Filistin meselesi ile ilgili” öyle bir demeç vermiş ki, bir birine bağlı iki cümle içinde tam 80 küsur kelime kullanmış, çevirmeye tenezzül buyuramadık bile, zaten kimse bir şey anlamaz.

İngiltere-ABD fikir ayrılığı gittikçe derinleşecek ama elbette İngiliz bu. Açıktan açığa Filistin’e destek verdiğini söyleyemez ya.

Almanya, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Hollanda Filistin’i tanımayacaklarını söylüyorlar.

Bu ülkeler değil mesele, kolayca satın alınacabilecek diğer ufak tefek ülkeler. ABD’li senatörler onları köşeye sıkıştıracak.

Bugün itibari ile İsrail hükümeti kendilerinden çok emin bir şekilde “nasıl olsa BM’den bizim aleyhimizde bir karar geçmez” diye rahat rahat demeç veriyorlar.

Diğer ülkelere kısaca değindik ama asıl sorun ABD’de.

1776’da bağımsızlık bildirisi yayınlandığı iddia edilen bir ülkenin, muazzam bir aşk ile -dünyadaki her aklı selim vatandaş bu tutumu eleştirse de- İsrail’in çıkarları için bu kadar kör parmağım gözüne çalışması anlaşılır gibi değil.

Barış Tarımcıoğlu/Haricihaber.com

Yazan - Kas 19 2012. Kategori Amerika. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes