harici haber

Tunus’ta neler oluyor?

Elbette kesinlikle bilmiyoruz, bilmek istiyoruz ama biliyormuş gibi yapıp, Arap baharı üzerinden ahkam kesmek de istemiyoruz. “Bu konuları bilir bu adam” diye bize benzer sorular yöneltiliyor, bilemeyişimiz üzerinden konuşuyoruz, bu konulardaki hem Türk, hem de batı medyalarındaki muazzam dezenformasyondan, nevrotik mezhep taassupçuluğunun zararlarından bahsediyoruz ama nafile.

İnsanların duymak istedikleri tek bir şey var, Tunus’a, Libya’ya, Mısır’a ve tüm İslam coğrafyasına huzur gelsin, refah gelsin.

Keşke.

Amenna.

İş maalesef o kadar kolay değil ama.

Devrim devrim diye inleyenler, demokrasi sözcüğünün büyülü tılsımına kendini kaptıranlar, tüm İslam alemine yeniden “Osmanlı Türklerinin” hüküm edeceğinin hayalini kuranlar bu soruların cevabını kurcalamak istemiyor, zira işlerine gelmiyor.

Sahi neler oluyor Tunus’ta?

Bilmiyoruz.

Mısır’da Cumhurbaşkanlığı sarayını taşlayanlar, ki binlerce genç sokakta, kim bunlar?

Onu da bilmiyoruz.

Esad ne zaman gidecek?

Dış işlerimiz dahil kimse bilmiyor.

İsviçre, Fransa ve ABD bankalarınca el konulan ve Libya halkına ait olan Kaddafi’nin servetine ne oldu?

Bilmiyoruz, takip etmiyoruz.

Saddam’ın elinde gerçekten “3000 yıllık antik Mezopotamya tohumları” var mıydı?

Bu tohumları ABD işgalinden son dakikada Esad’a mı kaçırdı bazı Iraklı subaylar?

Bu tohumlar tüm Irak’ın petrollerinden bile daha mı değerli cidden?

Nereden bilebiliriz ki bu soruların cevabını?

İran’la ilişkilerimiz neden bozuldu, mezhepçlik tezahüratlarına girmeden, tek bir cümle ile özetleyebilir misiniz?

Onu da bilmiyoruz.

Bütün bunları bilmiyorken, Bin Ali’nin devrilmesinden üç ay önce Tunus merkez bankasını “millileştirmeye” çalışmasını, Kaddafi’nin dolar dışında ortak bir Afrika para birimi kurmaya çalışmasını bilmemizin pek bir önemi kalmıyor.

Asıl olan Suriye’deki yetim kalan çocuklara gönderebildiğimiz bir somun ekmek sadece belki.

Onun dışında ne Tunus’ta ne de başka bir Arap baharında ne olacak biz bilmiyoruz, bu yüzden tvlere radyolara çıktığımızda bize bunun sorulması bizi hem rahatsız ediyor, hem de üzüyor.

Çünkü dile getirmeye en çok korktuğumuz şey oluyor olabilir, Tunus’ta, Mısır’da…

Önce 60 darbesi, ardından 12 eylül, ardından 28 şubatlarını yaşamalarından korkuyoruz.

Zira öyle olursa Arap kardeşlerimizin refaha ve istikrara kavuşması daha 50 yıl alır demek.

Aksi, huysuz, söz dinlemeyen, yaşlandıkça daha da kalın kafalı hale gelen diktatörler yerine;

Batıya karşı yumuşak ama kendi halkına zalim, söz dinleyen, çıkarcı, ulusçuluk yalanı ve maskesi altında diğer İslam ülkelerine sırt çeviren, zalim askeri vesayetlerin gelmesinden korkuyoruz.

Kafamızda bütün bunlar varken Lübnan’dan yayın yapan “DailyStar” gazetesinin Tunus’taki hükümet için neden “İslamcılar” tabirini kullandığını da anlamıyoruz.

Sanki İslamcı tabiri öcü bir tabirmiş gibi.

Sanki Lübnan’dan yayın yapan bir gazete için İngiliz DailyStar gazetesinin isminin kopyasından daha başka bir isim yokmuş gibi.

Dış İşlerimiz içinde bir “Arap baharı masası” kurulup Mezopotamya’nın antik tohumları meseleleri üzerine mi çalışılsın, yoksa Diyanet işlerimizde bir “dış siyaset bürosu açılıp”  ahir zamandaki Şam ve Bağdat fitneleri ile ilgili hadis-i şeriflerin hikmetleri mi incelensin, hangisi daha elzemdir ümmet için, onu da bilmiyoruz.

Barış Tarımcıoğlu/Haricihaber.com

Yazan - Şub 8 2013. Kategori Orta-Doğu. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

1 Yorum - “Tunus’ta neler oluyor?”

  1. münir doğan

    Vel hasıl çok karışık konular. Düşünmekle içinden çıkamıyoruz. (en azından ben çıkamıyorum)

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes