harici haber

Türk medyasının kronikleşmiş sorunları-2

Türk medyasının en önemli sorunlarından biri milli refleksle düşünüp taşınan bazı medyalarımızın, önlerine kartel medyasının koyduğu engelleri aşamamasıdır. Milli refleksi olan ve ümmet bilincine sahip bazı medyalarımız çok kolay bir şekilde, ister nefsani sebeplerden olsun, ister kartel medyasının nifak tuzaklarını görememek olsun, ne hikmetse bir türlü uluslar arası bir sorumlulukla yayın yapamamaktadırlar.

Türk medyasının halen büyük bir bölümü ise “ümmet” sözcüğünden ölesiye nefret eder, bunun ideolojik değil de, psikiyatrik bir sorun olduğunu biz ispat edecek değiliz, ülkenin psikologlarının bu konuya eğilmesi lazım.

Lafı fazla uzatmadan, dış basınla mücadele taktikleri yazı dizimize de katkıda bulanacak bazı gözlemlerimizi sıralayalım, Türk medyasının önemli bir kesiminin kronikleşmiş sorunlarından biri sürekli “batı medyasını” örnek almaktadır. Oysa örnek alınabilecek başka medyalar da var artık yeryüzünde.

18.yy’dan kalma sömürgeci Anglo-Sakson zihniyetinin beyinlere kazındığı İngiltere’de bir okulda okuyan, gazetecilik masterı yapmış bir öğrencimiz maalesef BBC gibi bir kuruluşu objektif yayıncılığın kalesi olarak görüp, farklı ülkelerin kanallarına, kısacası modern tabiri ile “alternatif haber yayıncılığına” gözlemci bir gözle bakamıyor.

Zaten ülkemiz Müslümanlarında mevcut olan mezhebçi-cemaatçi taassup nevrotik boyutlarda olduğu için, biz ne zaman İran’ın PressTV’sinden bahsetsek bizi saçma sapan bir şekilde İrancı olmakla, Rusya’nın RussiaToday’inden bahsetsek komplocu olmakla, Çin’in CCTV’sinden bahsetsek komünist olmakla suçluyorlar.

Bu yukarıda saydığımız yayın kuruluşlarının ismini bile duymamış basın-yayın öğrencilerinin ülkemizde olduğunu biliyoruz, bu da ayrı bir utanç durumu.

Bu kanalların ne önemi var?

Tüm dünyayı kaplamış, finans baronların ve derin yapıların kendi milli çıkarlarına zarar verdiğini çok iyi bildiklerinden “alternatif” bir yayın yapıp kendi milli çıkarlarını gayet iyi koruyorlar, en azından bunun için çaba sarf ediyorlar.

Örneğin El Cezire kanalından İngiltere’deki Müslüman öğrencilerin üniversite kredilerini faizli geri ödeme şartından dolayı protesto ettiklerini öğreniyoruz.

Oysa Türk milletine İstanbul sermayederlerinin ve faizci lobilerinin yaptığı tahribattan bahseden medyacılarımızın sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

Böyle bir haberi neden El Cezire’de duymak zorunda kalalım?

Uluslar arası bir refleksle hareket etmek bir medya kanalı için sadece devlet erkanının peşine yurt dışı gezilerinde kameraman takmak mıdır?

Ümmetin çıkarlarını düşünmek sadece gönül bağı oldukları yardım kuruluşunun fakir bir Müslüman ülkeye yaptığı yardımları ağlak müzikler eşliğinde vermek midir?

Elbette hayır.

İran’ın PressTV’sinde gariban bir İngiliz kadının İnşirah suresinden nasıl etkilendiğini, hayatı boyunca yüreğinin taa derinliklerinde hissettiği sıkıntının “Biz, senin göğsünü yarıp genişletmedik mi” (İnşirah 92/1) ayet-i kerimesi üzerinden varoluşsal sorgusunun yapıldığı ve bu kadının İngiliz toplumunun tüm engellemelerine rağmen nasıl Müslüman olduğuna dair bir belgeseli izleyince,

RussiaToday’de Wall Street bankerlerinin sadece ABD’yi değil tüm dünyayı iliğine kadar sömürdüğünü haykıran Amerikalı ekonomi profesörlerini seyredince;

İngiliz Müslümanların yayınına katkıda bulunduğu IslamChannel’da bir yorumcunun, izleyicilerinden gelen;

“Ev almak istiyorum ama mortgage’a bulaşmadan olmuyor ve evi olmayanlar bu dünyada saygı görmüyor, ne önerirsiniz?”

sorusuna, İslam tarihinin en güzide yapraklarından biri olan ashab-ı suffe’yi örnek vererek cevap verişini duyunca,

Hayıflanıyoruz.

Zira aynı saatlerde ülkemizin kanallarının çoğu eğlence programlarından geçilmiyor.

Milli refleksli kanallarımız ise çoğunlukla hala, maalesef, mecburen, yakın tarihimizin askeri vesayetinin kalıntıları ile veya ulusalcılık zırvalıkları ile mücadele ediyor. Etmek zorunda kalıyor, keşke böylesi sorunları çok daha önce çözmüş olsaydık.

Daha da beterini söyleyelim;

Bugün İran’ın PressTV’sini hukuksuz bir şekilde Avrupa uydularından çıkaranlar, yarın-öbür gün aynı muameleyi bizim kanallarımıza da yapabilir. Basın özgürlüğü üzerine ağıtlar tüttüren kartel medyasının rakı sofralarında elbette İran’ın PressTV’sinin HiSpan adında sadece İspanyolca olarak uluslar arası yayın yapan bir kanal kurduğu konuşulmayacak. Zira komşumuz İran biliyor ki, dünya genelinde 500 milyondan fazla İspanyolca konuşan insan var.

Biz ise daha yeni, güç bela TRT-Arapça’yı kurabildik, TRT-İspanyolca kurulması için teklifte bulunsak acaba hangi merciinin kapısını çalmamız gerekir?

Netekim, Ankara’lı bürokratlarımız böyle afaki işler ile uğraşmaz neyse ki, onların basın-yayın meselelerinden anladıkları dış basında başbakanımız hakkında kaç yerde haber çıktığıdır ve bunlardan kesip yapıştırdıkları dosyaları “yetkili mercilere” sunmaktır.

Dış basında başbakanımız hakkında çıkan haberler ile Türk milletinin “İslam halifeliği tarihi” ile arasında bağlantı olduğunu anlatmaya çalışırsak havanda su dövmüş olur muyuz?

Bütün bunların özeti şu aslında:

Batı medyası var gücüyle, İslam ümmeti bir arada, senkronize hareket etmesin diye uğraşır durur, Türk medyasının bazı kemikleşmiş yapıları ve derin odakları ise böyle meselelerin üzerine eğilmemizi engeller.

Barış Tarımcıoğlu/Haricihaber.com

Yazan - Mar 10 2013. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes