harici haber

İslamofobi ve feminizm ilişkisi üzerine

Femen denilen sözde aktivist üryanlar topluluğu dünya medyaları gündemini meşgul ediyor, zira bu aralar Müslüman kadınların tesettürlerine, özgürlüğüne takmış durumdalar.

Femen, bir takım karanlık odakların belli ülkelerde medya lağımı oluşturmak için kullandıkları bir soytarılık maşası. Rus seçimleri öncesi Putin’i “kıllandırmak için” için hemen devreye sokuldu, protestolar yapıldı, tutuklamalar oldu, medya maymunları zıpladı durdu.

Femen’in bu aralar yaptıkları başörtüsü hakkındaki saçmalamalarına tüm dünya Müslüman kadın stk’larından güzel güzel tepkiler geldi, bizim özgürlüğümüze, bizim meselemize karışma diye.

Maksat Müslüman kadınları feminizm zırvalığı üzerinden kışkırtmak, medyanın bu konuya ilgilisini de en kolay bu femen topluluğu üzerinden çekiyorlar.

Ancak İslamofobi ve Feminizm ilişkisi görüldüğünden daha tehlikeli.

Tüm dünya genelinde muazzam bir “yeni” feminist dip dalga hazırlanıyor. Bu hareketin kadın hakları veya özgürlükleri ile yakından ilgisi yok, tamamen ideolojik maksatlı bir çıkış. Sanattan medyaya her ayağı iyice planlanmış. Bu zihniyet rejimini ve sosyal değerlerini beğenmediği bütün ülkelerde bu “feminist” çıkışı bir tahakküm, iç işlerine müdahale aracı olarak görüyor.

Elbette bu karmaşık yapıların bir ucu bizim coğrafyamıza dokunuyor, bütün dert dönüp dolaşıp “İslam kadınları eziyor” safsatası üzerinden ideolojik propaganda üretmeye geliyor.

Erkeğin güçsüzleştirilip “metroseksüel” formata sokulduğu, kadının paganist bir eda ile kutsanıp toplumun kılcal damarlarına mümkün mertebe “adrojen” gaz pompalandığı bir ideolojik yapıdan bahsediyoruz. Burada dikkat çekilmesi gereken en önemli nokta bu safsataların “kadın hakları” ile yakından uzaktan ilgisi olmadığı.

Sürekli “doğulu erkek” hedef tahtasında oysa kadının haklarını en çok batılı erkek alır ellerinden, sinsice yaptığı planlar doğrultusunda. Fıtrat elden gittikten sonra, cinselliği ikonlaştırılmış bir kadının “arzu nesnesine” çevrilmesinin neresi hak olabilir ki?

Bir kere bu aralar ABD medyasında acayip bir “war on women” teması dönüyor. Sanırsınız ki birileri kadınlığa savaş açmış, burada kurnazca öyle bir üslupta kullanılıyor ki kadınlık sözcüğü, sanki bu savaş tüm insanlığa açılmış gibi. Var mı öyle bir savaş, asla yok. Ama dünyanın neresinde olursa olsun “kadın hakları” ile ilgili bir sorun klasik medya paketlemesi ile “war on women” şeklinde pazarlanıyor. Tüm manşetler bu yönde, tıpkı “war on terror” manşeti gibi bu cümle de çok popüler.

Ne hikmetse ülkemizde de gösterilen “Açlık Oyunları” filminin pazarlama stratejileri ile de örtüşüyor bu medya çıkışları. Bu film için normalin çok üstünde bir “reklam bütçesi” ayrılmış. Filmin analizi bizim derdimiz değil bu satırlarda ama “adrojen ve her şekilde kısır bir toplum yetiştirmek üzere kadınlık-erkeklik rollerini ters yüz etmek isteyen” bir ideoloji için reklam spotu gibi bir film. Erkek toplayıcı olmuş, kadın avcı, bu da her yerde kutsanıyor, her karede, filmin ardından ABD televizyonları bu zihniyete nevrotik, çılgın bir alkış tutuyor.

Batı medyasında sahne böyle “kadınlık kutsanması” üzerinden kurulmuşken, İslam coğrafyasına hüküm getirmek isteyenler boş durur mu? Bütün Arap baharının kadın haklarını yok edeceği zırvası üzerinden makaleler döşeniyor. Meşhur Foreign Policy özel bir dosya hazırlamış, bir sürü analiz var. Oldukça kışkırtıcı bir makalede Arap erkeğinin kadınlardan nasıl nefret ettiğini yazmış. O kadar küstahça uydurmalar var ki, ve yazı o kadar “edebi tumturaklıkla” yazılmış ki, altında binlerce yorum, binlerce retweet vs. Yazıyı okuyan ortalama bir batılı, Arap kadınlarının kocalarının ilgisizliğinden bıkıp usandığına dertlenir ve hatta o kadar  boyutlara ulaşırmış ki bu ilgisizlik, ortalama bir Arap erkeği kendi işini görür ama eşini yatakta tatmin etmezmiş, işte bu yüzden Arap kadınları “orgazm olamadıkları için” kendilerine ibadete verirlermiş falan filan.

Bu makale üzerinden hem yazarı hem her yöne akisleri ABD televizyonlarından geniş yer buluyor, güçlü ve kutsanmış batılı kadın prototipi, doğulu hem cinsleri için timsah gözyaşları döküyor.

Libya üzerinden “imdat şeriat, kadın hakları!” üzerinden velvele koparanlar bugün itibari ile Libya’da “İslamcı” parti kurulmasının yasaklandığı haberlerini vermiyorlar.

Benzer tuhaflıklar Arap baharını sulandırmaya devam edecek. Söz konusu kadın hakları üzerinden velvele koparmak olduğu için kaçılmaz olarak bu yeni feminist dalga bizim kıyılarımıza da vuracak.

Kadını avcı, erkeği toplayıcı olarak resmeden filmleri ideolojik bir propagandaya çevirmelerinin altında çok daha karmaşık, tehlikeli zihniyetler yatıyor, kısmetse ileride değiniriz.

Şu an için İslam coğrafyasına yöneltilen bir kışkırtma kültür öğesi olarak feminizm yeniden pazarlanıyor.

İster aile içinde ister sokakta, şiddete, cinsel istismara en çok maruz kalan batılı kadındır, ancak istatistikleri yapanlar da yayınlayanlar da aynı çeşmeden beslenirse bu bilgiler gün ışığına çıkmaz.

Hoş ABD için rakamlar ortadadır, ABD erkeği “zulüm” konusunda birinciliği kimseye bırakmaz. ABD’li kadın da kendini avcı, kutsal kahraman gibi gösteren filmlerle avunur, orgazm olamadığı için ibadet ettiğini zannettirildiği Arap hemcinsine ağlar, tahakküm zihniyeti beslenmeye devam eder.

Barış Tarımcıoğlu

Yazan - Nis 13 2013. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes