harici haber

Yapayanlızlaşan Türkiye

Her gittiğimiz ortamlarda soruyorlar, “Dış politikanın hali ne olacak böyle?” diye, insanımızın dünya meseleleri ile ilgilenmesi güzel ama henüz bu ilgi “Ne olacak bu Fener’in hali?” seviyesinde.

Herkes satır arasında, iktidarı eleştirmemizi bekliyor, sanki böylesi bir misyonun tezleri veya anti-tezleri alın yazımızmış gibi.

Hemen lafa şöyle başlıyorum;

“Son 10 yılda şöyle gelişmeler oldu dış siyasette…bir örnek anlatayım, Arjantin’de Müslüman dernekler başkanı demiş ki, “Şimdiye kadar her toplantı ve etkinliğimize Türk büyükelçisini davet ederdik, geri dönüp aramazlardı bile, son yıllarda Türkiye’de değişiklikler oldu, biliyoruz, ama ne olduysa tam olarak,  artık Türk büyükelçisi bizim davetlerimize icabet ediyor, katılıyor, bizimle ilgileniyor.”

İşte böylesi ançüez-semirgeni monşerlerden bugünlere gelebildik. Bu hain prototip, Arjantin’de koşa koşa tango etkinliğe katılır, zira bunların ata-babalarının prototipi cumhuriyet balolarında programlanmıştır, bunu modernlik zanneder, ama Müslüman derneklerin bir toplantısının davetine cevap bile vermez.

İşte sırf bu yüzden bile sayın Davutoğlu Cumhuriyet tarihinin en değerli, en doğru dış işleri bakanlarından biridir.

Ancak işte bir başka üst düzey bakanlık yetkilisi abimiz dert yanıyor. Bakanlığın ilgi alanı itibari ile uluslararası ilişkileri ilgilendiren biriminden sorumlu. Diyor ki “Bir çalışma yürütüyoruz, belli bir konuda Türkiye’nin önünü açmak için. Bir alanda tıkanıyoruz, mecburen Dış işlerinden yardım istiyoruz, bize verilen cevaba göre bizim o filanca ülke ile savaş halinde olmamız lazım, ama dış işleri bürokratımız bırakın bu duruma hayıflanmayı, bu durumdan sevinmemiz gerektiğini iddia edecek durumda. Şaşırıyorum, bunlar hangi ülkenin bürokratı, Türkiye’nin çıkarlarına neden bu kadar tersler?”

İşte bu yüzden de dış siyasetin bütün yükünü sadece üst düzeylerde aramak yanlıştır, yetişmiş bürokratı ve akademisyeni ile dış siyaset strateji geliştirilmesi bir bütündür.

Sokaklarda slogan atmak kolay.

Parmak işareti yapmak daha da kolay.

Egomuzu tatmin etmek için twitterdan şakımak daha daha kolay.

Türkiye gerçekten ne yapmalı, buna kafa patlatan var mı?

İran’la aramızı düzeltmek istedik, Kürecik fitnesini soktular.

Suriye ile ortak bakanlar kurulu toplamak istedik, sınırları açmak istedik, Şamgen dedik, durum ortada.

150 yıldan sonra ilk defa bir Türk lideri, Mısır’ın Ümmetin Anası olduğu fikrini tüm İslam alemine hatırlattı, durum ortada.

Türkiye’ye saldırdılar, saldırıyorlar, saldıracaklar, şimdiye kadar iyi dayandık.

Türkiye’nin Orta-doğuda söz sahibi olmasını hazmedemeyen hainler hemen palazlanıyor, seviniyor.

Türkiye’nin bileğini bükemediler, elini kıramadılar, Türkiye’nin elinin uzanacağı yerleri bozmaya çalışıyorlar, başarıyorlar da.

Türkiye’yi yapayanlız bırakmak dert.

Şimdi işte ciddi bir yol ayrımındayız.

Oturup ciddi ciddi stratejik ortaklık geliştirmek gerek.

ABD’den dost olmaz, ormanın kralı onlar çünkü.

Fransız küstah ve kibirli, burnu o kadar büyük ki, bakışlarını körleştiriyor.

Alman sinsi, köylü kurnazlığı peşinde.

Acem oyunları, Acem kıskançlığı ortada.

Rus’un sağı solu belli değil, zaten şu an itibari ile Rusya yok, Putin var.

Geriye bir tek Çin ve İngiltere kalıyor.

İngiliz bütün anglo-sakson kurnazlığına rağmen, daha ciddi ve daha “şerefli”

Komplekssizler. Çıkarları gereği kraliçelerini bile tesettüre sokar, camiye yollarlar.

Ve çıkarları gereği ABD’ye ve ABD’nin Orta-doğudaki tek ve gerçek müttefiki İsrail’e sırt çevirmiş durumdalar, bu yüzden Türkiye onlar için vazgeçilmez derecede önemli konumda. Bu sırt çevirmenin emarelerini İsrail’in son Gazze saldırısında gördük, ama bizim basın bunu okuyamadı, bizim ısrarlı hatırlatmamıza rağmen.

BBC ile CNN arasındaki farkları uzun uzun anlatırız gerekirse. BBC de fitnecidir ama CNN gibi şovmen değildir.

Bir de Çin var, Doğu-Türkistan meselesini halledebilirsek, çıkarlarımızın çatıştığı bir durum yok.

Orta-doğu’da Müslüman ve güçlü bir Türkiye Çin için tehdit değil.

Çin dünyanın en büyük ekonomisi, tıpkı Türkiye gibi onlar da faiz lobisinin saldırısı altındalar.

Gezi olaylarında İran ve Rusya dahil, her medya saldırdı Türkiye’ye, bir tek Çin böyle gereksiz bir şımarıklık yapmadı.

Ya yapayanlız kalacağız, ya İngiltere ile stratejik ortaklık yapacağız, ya da Çin’le.

Oryantalizmi, post-kolonyalizmi, anglo-sakson emperyalizmini iyi biliyoruz bu yüzden İngiltere’ye dikkat, her ne kadar bunu okuyamasak da, aslına bakarsanız İngiltere’nin bize, bizim ona olan ihtiyacımızdan daha çok ihtiyacı var, bu “akıllı” ve “temkinli” bir şekilde kullanılabilir.

1960 model vesayet sistemi Türk bürokrasisine hala hakim olduğundan, “elin komünist Çin’inden bize ne?” diyenler de var, naftalin kokulu bir zihniyetle.

Böylesi bir adımda, faiz lobileri ortak düşman olarak Türkiye ve Çin’i belirler.

Doğu-Türkistan meselesini kaşırlar, bizim bazı kısa akıllılar hemen Çin büyük elçiliği önüne koşar.

Oysa Çin’in tek derdi 1.5 milyarını bir arada tutmak, onların karnını doyurmak. Dertleri İslam ve orta-doğu filan değil.

İşte bu iki seçenek var önümüzde.

Üçüncüsü şizofrenik bir yanlızlık, istediğiniz kadar “değer” katmaya çalışın buna.

Ne olacak bu dış siyasetin hali sorusunun cevabı hem aslında çok basit hem aslında çok karmaşık.

Düşünmekten ölesiye nefret eden Müslümanları bekleyen tehlikeler daha da büyüyecek.

Barış Tarımcıoğlu/haricihaber.com

turkiye-dunya

 

 

 

 

 

Yazan - Ağu 19 2013. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes