harici haber

ABD Basınının Olmayan Özgürlüğü

Ülkemizin gündeminden düşmeyen bir konudur, basın ve ifade özgürlüğü. Biz de, dalga geçileceğimizi bile bile, Türk basının belli açılardan ABD basınından çok daha özgür olduğunu savunuruz, bu konuda geçen sene yazdığımız bir yazıyı güncelleme ihtiyacı duyuyoruz, özellikle 28 şubat süreci medya meselelerin tozlu arşivlerinin yeniden açılmaya başladığı şu günlerde:

ABD hava kuvvetlerine ait casus uçakları ile Çin jetlerinin Tayvan semalarında it dalaşına girdiğini, Çin hakkında bilgi toplayan bu casus uçaklara Çin jetlerinin hoşt dediğini okuyunca, ABD’nin beyaz-anglo-sakson-protestan atalarının allem edip kallem koparıp, Çin’den gayri bir Tayvan diye ülke icat etmelerinin sebebini bir kez daha hatırlıyoruz.

Ancak, Pentagon sözcülerinden Albay Dave Lapan’ın , “Biz Çin hakkında casusuluk faaliyetinde bulunmuyorduk, Tayvan semalarında uçan insansız uçaklarımızın pilotaj programları Çinli bilgisayar korsanları tarafından hacklenmiş, onun için uçaklarımız Çin semalarına doğru kayıvermiş” dediğinde, yapmış olduğu basın toplantısında kendisine ne yumurta atılıyor, ne de ayakkabı.

Bu “basın açıklamasını” haber diye geçiyor bazı ABD ajansları.

Zerre kadar sorgulamadan, Pentagon yetkililerin bir açığını yakalamak için fırsat kollamadan, bizde ki son günlerde moda olan hareket gibi genelkurmay başkanı ile uğraşmaya çalışan gazetecilerin aksine.

ABD Irak ve Afganistan’ı işgal etmeden önce medya konusunda Vietnam savaşı sırasında yapılan hataları tekrarlamamak için çok uzun süre, çok detaylı çalışmış. Bazı tarihçi ve gözlemciler bunu yeni yeni fark ediyor ama iş işten çoktan geçti. ABD derin devleti kendi halkını zevk-ü sefa içinde bu borç ve savaş sapıklığı bataklıklarına sapladı ve bunu yaparken medyadan çok gizli ve bir o kadar da kurnazca yardım aldı.

New York Cooper Union Üniversitesinde fotoğrafçılık tarihi dersi veren Prof. Gail Buckland’ın ilginç bir saptaması var. 1861-65 tarihleri arasında ABD iç savaşı sırasında basında çıkan “ölü” Amerikan askeri resmi, Irak ve Afganistan savaşlarında çıkanlara oranla çok daha fazla.

İşin garibi bunun daha medeni olmak ile ilgisi yok, ABD ordusunun elinde işkenceye maruz kalan savaş esirlerinin sayısı her savaşta daha çok artıyor. Basın da Pentagon ne emrederse onu yapıyor, ABD’de savaş karşıtı protesto eylemleri hep marjinal düzeyde kalıyor.

Şu anda Nato güçleri ve bölgenin “güvenlik güçleri” halka açıktan açığa zulüm yapıyor, bu haberler ile ilgili fotoğraf göstermemeye çok dikkat ediyor, ABD basını. Times fotoğraf editörleri, aynı durumda Vietnam savaşı sırasında böyle bir baskının olmadığını, hunharca katledilen, kafasına silah dayanmış Vietcong askerlerinin resimlerini rahatça bastıklarını, ama artık görünmeyen bir baskının, ABD basınını sansürlediğini söylüyor.

Bizce hiç te görünmeyen filan bir sansür değildir bu. Bush yönetimi bilerek bir karar aldı, Amerikan bayrağına sarılmış asker cenaze tabut görüntüleri yayınlanmasını kamuoyunda üzüntü ve infial yaratmasın diye yasakladı. Daha doğrusu bu fotoğrafların ordu mensupları tarafından çekilip basına dağıtılmasını engelledi, ABD medyası da buna kuzu kuzu uydu. Kimse “İmdat basın özgürlüğü elden gidiyor” diye tepinip, Almanya’dan veya bir başka Avrupa ülkesinden Yeşiller partisi milletvekillerine durumu şikayet etmedi.

Toplumu cenaze fotoğrafları üzerinden ajite etmemek açısından doğru bir karar gibi gözükebilir bu durum. Ancak düzinelerce gözlemci, araştırmacı-yazar bu yasağın bir başka tehlikeli boyutuna dikkat çekiyor: ABD’nin asker kayıpları resmi rakamların çok ama çok üzerinde olabilir, bu rakamları kamuoyundan gizliyorlar.

Bu durum pek de akla yatkın ama bizi asıl üzen, ABD medyasının utanmadan uyguladığı bu oto-sansür yüzünden, CIA’nin dünyanın çeşitli yerlerine yayılmış, her türlü insanlık suçunun işlendiği, türlü türlü işkencelerin yapıldığı hapishaneler ile ilgili fotoğraflar da sadece az bilinen alternatif kanallarda yayınlanıp, ana akım medyalarda yayınlanmaması.

İnsanın dikkat eşiğinin birkaç dakikaya düştüğü bu çağda, yazılardan çok fotoğraflar çok daha etkilidir, hele söz konusu hedef kitleniz, ortalama kelime dağarcığı çok sınırlı olan ve pek gazete okumayan milyonlarca cüheyla ABD vatandaşından bahsediyorsak.

Böylece halk, devletlerinin haklı bir savaş götürdüğüne inanıyor.

Seçim kampanyalarında atıp tutan Obama, seçildikten sonra Ebu Garip hapishanesinin “medya dosyasını” basın ile paylaşmama kararı alınca, ülkemiz basınının büyük bir bölümü tarafından da saygın olarak etiketlendirilen meşhur New Yorker dergisi yazarlarından Philip Gourevitch, “Kendimizi kandırmayalım, ne gerek var o fotoğrafları insanların görmesine, zaten biliyoruz ki çok korkunçlar” dedi.

Bu dalkavukluk ile suç ortaklığını çok iyi harmanlamış sözde gazeteci şahsiyetin, kendisi de çok iyi biliyor, bir fotoğraf 1000 sözcüğe bedeldir.

İşte bu zihniyet bize gelip basın özgürlüğü nutukları atıyor, bizim basınımız da onlara mikrofon uzatıyor. Oysa sadece yapmamız gereken boğaza nazır bir kebap ısmarlayıp göndermek.

ABD basını yer yüzünde en çok sansürlenen basındır. Bunu o kadar iyi ve sessizce yaparlar ki, ruhunuz bile duymaz.

Halk sadece fotoğraflara bakar.

Vietnam savaşı karşıtı gösteriler dillere destan olmuştu, tüm ülke genelinde. Şimdi ise gençlik facebook başında, twitter’dan şakıyor. ABD’nin Vietnam’da işlediği insanlık suçlarının daha özgürce duyurabilmişti ABD basını. Ancak Pentagon dersini çıkarmış, bu sefer medyayı iyi kontrol ettiler, Vietnam savaşına oranla.

Daha da akıllıca bir eylemde bulunuyorlar, savaşın korkunç yüzünü gösteren filmlere oskar veriyorlar. Böylece insanın bilinçaltına “kurmaca” kodlu bir görüntü kazınmış oluyor. Öyle ya, patlamış mısır yerken seyredilen bir görüntü ne kadar etkileyici ve gerçekçi olabilir ki?

Barış Tarımcıoğlu/Haricihaber.com

Yazan - Oca 24 2014. Kategori Amerika. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes