harici haber

Aydınlanma’dan, Rönasans’dan önce tasavvuf etiği vardı

Etik felsefe ahlak felsefesi demek.

Batı felsefesi, ahlak felsefesinden bahsedip insanların gözleri kör eden nefislerini nasıl “tezkiye ve terbiye” edeceğini söylemeden “ahlak” hakkında ahkam kesmeye bayılır.

Türk medyası ise havada uçuşan kasetleri her daim İngiltere’de bir caminin duvarına Kuran-ı Kerim’den sayfalar çivileyen ırkçı gençlerden bahsetmeye tercih eder, zira gıybet reyting getirir.

Devletimizin büyükleri İslamofobi ile mücadele ediyoruz derler, sadece bürokratik raporlar yayınlarlar, ellerindeki muazzam imkanlara rağmen bu konuda uluslararası yayın yapmayı nedense akıl edemezler.

Batı İslam’ın derinliklerindeki tasavvuf ahlakının çok derin bir “etik felsefe” olduğu gerçeğini görmemek için Suriye’deki Müslümanlara saldıran çapulcu-kafa-kesme görüntülerini yayınlar durur.

Oysa 8.yüzyılda yaşamış olan Haris-El-Muhisibi demiş ki;

“Zahid ancak marifeti mikdarınca, marifet sahibi de ancak aklı mikdarınca, akıl sahibi de ancak imanı mikdarınca konuşabilir, bilebilir”

Descartes, Hegel, Kant, Fichte veya Nietzsche gibi “akıl ve etik” üzerine kafa patlatmış feylesoflar El-Muhisibi’nin yalınlığı duysalar kıskançlıktan çatlarlar mıydı?

Nietzsche, arkadaşı Wagner’in karısına sulanıp, kadından yüz bulamayınca kuduran bir feylesoftur.

Ülkemizde ise maalesef “etik felsefe” üzerine bir şeyler söyleyen sahte akademisyenler onu baş tacı eder.

El-Muhisibi’ye nefsinin isteklerine uymamak doğrultusunda nefsini sürekli sorguya çektiği, muhasebe ettiği için Muhisibi demişler.

İslam kültürünün tarihsel derinliğini yokmuş gibi gösterme projelerinden biridir, İslamofobi.

Orta-doğu’da ki taht kavgalarından sürekli bahseden batı medyası, dünyanın kafasına aydınlanma veya rönasans gibi kendi kültürel öğelerini çakar, iş El-Muhisibi gibi binlerce düşünüre, abide, zahide gelince sus-pus olurlar.

Hadi onların projesi bu, şeytan şeytanlığını yapacak, normal bu.

Bizim akademisyenler de etiket, koltuk peşinde, adam asmaca-kayırmaca peşinde.

Peki, El-Muhisibi hakkında hiç bir “Türk” devlet kurumunun tek satır İNGİLİZCE bir yazıyı, makeleyi internetten yayınlamamış olması çok acı bir durum değil mi?

Hadi bazı mankafalar, “Ama El-Muhisibi Arap, Türk değil ki” der.

Aratın google’dan, Hacı Bayram Veli, Şaban-ı Veli, Mehmet Emin Tokadi, İsmail Hakkı Bursevi, Nasuhi Üsküdari, İbrahim Hakkı, Eşrefoğlu Rumi hakkında yayınlanmış İngilizce kaç makale var, ve bunların hangisi devlet desteği sayesinde yayınlanmış?

Kültür bakanlığı sulu zırtlak soytarılıklara “sinema filmi” diye destek vermeyi biliyor ama.

Google’un resim bölümüne awliya yani evliya yazın bakalım nasıl bir sonuç çıkıyor karşımıza.

İpucu :  İşimize geldiğimizde kültürümüz diye sahip çıktığımız Mevlana, Yunus Emre vs. bile çıkmıyor.

İslam’ı yaşama, yaşatma ve irşad kültürü konusunda daha ne kadar bu derece samimiyetsiz olacağız?

Diyanet sadece “rapor” yayınlayarak mı İslamofobi ile mücadele edecek?

El-Muhisibi ne haklı, “Zühdün kadar konuş” diyor bize, ortaçağın da daha öncesinden, 8.yüzyıldan seslenerek…

Barış Tarımcıoğlu/Haricihaber.com

awliya-amasya

 

 

 

 

Yazan - Şub 10 2014. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes