harici haber

Avrupa’dan İslamofobi manzaraları

Ecdad at sırtında, biz anca laptop’da...

Son zamanlarda Avrupa’nın bazı yerlerinde yaşanan, Müslümanlara yönelik saldırıları, rencide etme operasyonlarını anlatan bir kısa tur yapalım, bu arada Türkiye’deki Müslümanları rencide eden, Osmanlıyı küçük düşürmek için canla başla çalışan dizi(miz) hakkında ne desek boş.

İngiltere Notthingam’lı Müslüman bir ailenin, yeni kiraladıkları eve taşınınca, komşuları tarafından o mahallede istenilmediklerini anlamaları fazla uzun sürmemiş.  Zira evin kapısına ateşe verilmiş ve domuz pastırmasına sarılmış bir haç bırakmışlar, mahallelinin komşulara hoş geldin deme anlayışı bu herhalde.

Institute of Race Relations bize İngiltere’nin Galler bölgesindeki artan ırkçılığa dikkat çekiyor, ne hikmetse bu ırkçı saldırılara en çok Müslümanlar maruz kalıyormuş, Race Council Cymru’un WelshOnline’da yayınladığı bir rapora göre.

İtalya’da mescidde domuz kafası

Milano’da bir mescidde domuz kafası bulmuş cemaat. Kentin valisi Maria Grazia Guida olayın kabul edilemez olduğunu, zira bu manzaranın inşa etmeye çalıştıkları diyalog ve hoşgörü şehrine uymadığını söylemiş. Bu tarz açıklamaları daha önceden Avrupa’nın çeşitli şehirlerindeki “camiye domuz kafası bırakma” operasyonlarında duymuştuk, gerek polis şeflerinden, gerekse valilerden. Ne hikmetse hiç tutuklama olmadı şimdiye kadar. Gençler bu domuz kafalarını nereden temin ediyorlarmış, merak ettik doğrusu…

Fransa’da cami duvarına ırkçı sloganlar yazanları Kanuni duysaydı ne yapardı?

Fransa’nın Villefontaine kentinde birileri caminin sprey boya ile “İslam Avrupa’dan dışarı, burası bizim evimiz” yazmış. Eceli gelen köpek misali, Fransa’da bu tarz saldırılar çok oluyor, genellikle nazi armaları filan da döşüyorlar, nazilerin tecavüz ettiğin ninelerinin kemiklerini sızlatırcasına..

İçler acısı bir durum değil mi? Başbakan esip gürlüyor, herkes bir tepki veriyor, en doğru yorumu bir tarihçimiz yapıyor, oldukça geç kalınmış bir tepki diye. Basının bir kısmı, öyle bir savunuyorlar ki bu rezalet dizinin yapımcılarını, sanırsınız sanki göbekten akrabalık bağları var onlarla. Belki de vardır kim bilir…

Oysa vakti zamanında Kanuni’nin Fransa’daki üryanlığa verdiği tepkiyi bir tarafa koyun, şimdi ise Başbakanımızın Fransa’daki camilere yapılan saldırılara tepki veremeyip, kendi ülkesindeki saçma diziler ile uğraşmak zorunda kalmasını bir başka tarafa…trajik mi, komik mi, her ikisi de mi?

“Bir İnsanlık suçudur” diyor sayın Erdoğan, İslamofobi için, İsveç de geri kalır mı? İsveç demokrat parti üyelerinin çıkardığı Dispatch International adlı gazete yayın hayatında, kapağında peçeli hanımlar, yurdum elden gidiyor manşetleri…Gazetenin yayın kurulu başkanlarından Lars Hedegaard Müslümanlar için, “ahlaki çöküntü içerisindeki tecavüzcüler” demiş.  Azcık deşince bu gazeteyi çıkaranların ilişkilerini, görüyoruz ki, mesela, eski yayın kurulu başkanları James Cohen’ın yeni adresi, sürekli ırkçı saldırıları ile gündeme gelen English Defence League topluluğunun “Yahudi alt kolu” başkanlığı olmuş.

Hollandalılar taharet musluğundan ne anlar?

O kadar da kötü şeyler olmuyor canım Avrupa sahnelerinde, Hollanda’da ev işleri bakanı Ronald Plasterk “Müslümanların helal ev taleplerinin çok normal bir şey olduğunu, bu konuda herhangi bir panik yapılmaması gerektiğini” söylemiş. Helal evden tam olarak neyi kast ettiklerini anlamadık, ama bazı göçmenler evin içinde de, gömme dolap babından ayakkabı koyacakları bir yer ve tuvaletlerde taharet musluğu istiyorlarmış, Hollanda’nın ev işleri bakanı bu talebi “helal ev talebi” olarak değerlendiriyor, normal karşılıyormuş.

Eh, tabi “Helal ev” tabirini Hollanda basını çok sevmiş, milyonlarca Hollandalı “şimdi de başımıza helal ev kavramı çıktı” diye hayıflanıyordur. Oysa göçmen vatandaş, hijyen kurallarına dikkat etmek istiyor topu topu, evin içine ayakkabılar ile girmeyip, taharet musluğu isteyerek.

Son olarak da “medeniyet diyarı” İsviçre’den bir haber var,  Bürglen’de bir okulda Müslüman kızların başörtüsü takmasını yasaklamak isteyen okul yönetimini mahkeme haksız bulmuş açılan davada, demiş ki hakim “Başörtülü bir öğrenci sınıfta eğitimi engellemez.”

Aferin o hakime de, okul yönetimine ne oluyor, bu konuda ülke genelinde yayınlanan ve başörtüsüne serbestlik tanıyan kanunlar olduğuna göre.

İşte kısa bir Avrupa turu bu. Ecdad at sırtında Avrupa turu yapar, Fransa’daki uryan rezilliği, “tiz kaldırıla” diye ferman çıkartıp, uyarır, biz kucak-bilgisayarı üzerinden haber okuyup aktarıyoruz sadece maalesef…

İdeal olanı bir ülkenin başbakanının o ülkenin dizileri hakkında hiç konuşmaması olurdu, ancak tabi o ülkede diziler, o ülkenin tarihini seven, ve o ülkenin tarihsel ve kültürel kökeni ile hiç bir problemi olmayan yapımcılar tarafından çekilseydi…

Yoksa bu yapımcıların Osmanlı’dan bu kadar nefret etmelerinin altında başka “köken” sorunları mı var? Biz böyle “köken” sorunu olanları, Türk ve Müslüman halkın değerlerini hiçe sayanları içimizde barındırdığımız ve onlarla uğraşmak zorunda kaldığımız sürece, elalemin ırkçısı cami duvarına işer de, biz bir şey yapamayız…

Barış Tarımcıoğlu/Haricihaber.com

/p

Yazan - Mar 17 2014. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes