harici haber

Türk medyasının kronikleşmiş sorunları-1

Dünyanın her anlamda bir numaralı hava yoluna sahip oldukları halde hangi milletin gazetecileri bundan rahatsızlık duyar ve bu durumu kıskanır? Semantik açından ne tuhaf bir cümle değil mi? Bir milletin mensubları, o milletin bir kurumunun başarısını sanki “elalemin başarısı imiş” gibi niye kıskanır?

Ancak Türkiye’de olur böyle bir durum, Türk basınının büyük bir bölümü, insanlık tarihinin en tuhaf, en çetrefil “peçeli duruşuna” sahip olduğundandır.

Avrupa’da hiç bir hava yolu THY kadar iyi durumda olmadı, iyi yönetilmedi ama hiç bir Avrupalı gazeteci kendi milletinden, kendi kurumlarından, kendi insanından “Bazı Türk gazetecilerin” nefret ettiği kadar etmediğinden kendi kurumları hakkında hep “normal” düşünüp, normal yazdı. Bizim de beyinlerimize onların “normal” imajları kazındı.

Oysa bir tek Türkiye’de Türk milletinin olumsuzlukları, başarısızlıkları sürekli “bir kesim Türk medyacıları” tarafından gündemde tutulur.

En basit üçüncü sayfa haberlerinde bile durum böyledir.

Üniversitelerimizin “medya anabilim dalı başkanlıkları” müfredat programlarındaki en temel eksiklerden biri “bir kesim Türk medyacıların” haber metin ve görsellerini “söylem çözümlemesine tabi tutan” bir dersin olmayışı.

ABD’de her gün kadınlara tecavüz edilir, faili meçhul cinayetler gırladır, hele hele “internetten tanıştığı adamlarla takılan bir Türk kızı” New York’ta öldürülse, ABD medyası dönüp bakmaz olaya, ama aynı durum Türk medyasında olduğunda verilen haberlerin tarzlarında hep o örtük “Türk milletini aşağılama” duygusunu sezersiniz.

Amaç iddia edildiği gibi asla “objektif ve tarafsız” gazetecilik filan değildir, fırsat bu fırsat, “Gece yarısı ekspresi” filmine taş çıkartılır, Türk insanı canavar gibi gösterilir, Türk polisi beceriksizlikle suçlanır, bunu yapanlar “bazı Türk medyacılarıdır”. Seve seve Türkiye’yi üçüncü dünya ülkesi gibi göstermeye bayılırlar.

Herhangi bir Avrupa ülkesi THY’nin başarısının yarısının yarısını yakalasa o ülkenin bütün köşe yazarları “sevinir”. Sevindiklerini yazsalar da yazmasalar da hissedersiniz.

Bir tek Türkiye’de “bazı Türk medyacıları”, bir Türk kurumunun başarısından rahatsız olur, üzülür, kıskanır.

İnsan kendisini ait hissetmediği bir topluluğu kıskanır. Bu tipler herkesten çok “ulusalcı” geçindiklerine göre bu patolojik kıskançlığın kökenleri nedir acaba?

Hollywood Türkleri aşağılamak için “Midnight Express” diye bir film çeker, bunlar aynı filmi her gün oynarlar. İçki zıkkımlanma özgürlüğünü rejim meselesi sayarlar. Türk insanın başarısından rahatsız olurlar.

Ülkemizdeki duyarlı STK’lara bir çağrı : “Hollywood’dan Bab-ı Ali’ye Türk Nefreti” isimli bir panel/konferans düzenlenmeli ve bu herkesten çok “ulusalcı” geçinen ama gizliden gizliye Türk milletinden nefret eden ve halkı aşağılamak için hiç bir fırsatı kaçırmayan bu “bazı Türk medyacıların” nevrotik tutumları masaya yatırılmalı.

Benzer şekilde de, akademiye bir çağrımız var: Üniversitelerimizin basın-yayın bölümlerinde, Habermas, Horkheimer, Walter Benjamin ve Adorno gibi ipe sapa gelmez, soyut ve gerici kuramcıları bebelerimize temcit pilavı modunda ezberleteceklerine, Türk medyasındaki bu kronikleşmiş kimlik meselelerinin üzerinde dursunlar.

Sahi, dünyanın başka hangi ülkesinde o milletin bir ferdi olduğunu iddia eden medyacılar, o milletten bu kadar ölesiye nefret ederler?

Abarttığımızı zannedenlere asıl mesleğimizi hatırlatalım : Simultane konferans tercümanlığı. Hani şu kabinlerdeki her konuşulanı kelime kelime dinlemek ve çevirmek zorunda olanlar.

Şimdiye kadar pek çok uluslararası toplantıda bu “bir kesim Türk medyacıların” her fırsatta Türk milletini yabancı meslektaşlarına şikayet edip aşağıladıklarına şahit olduk.

Hollywood’dan Babı-ı Ali’ye uzanan bu Türk nefretinin kökenleri ne? Elbette burada durmak istediğimiz nokta Türk milletinin tarih boyunca yaptıklarının muhasebesi değil, o apayrı bir konu. Aralarında onbinlerce kilometre mesafe olanlar nasıl olur da bu kadar senkronize çalışabilir? Hadi Hollywood’un bazı lobileri Osmanlının bütün kalıntılarından ölesiye nefret eder, anlarız, Bab-ı Ali’ye ne oluyor?

Ne zaman Bab-ı Ali “düşman” eline geçti ve daha da önemlisi Türk milletinin bundan neden haberi yok?

Olmaz tabi, gerzek gerzek gülen “ahmak Türk köylüsü imajı” ile dolu Yeşilçam filmlerini seyrettirilip beyni uyuşturulan bir milletin çocukları “Bab-ı Ali de ne demek yav, eski Türkçe mi o laf?” der tabi.

Sürekli facebook’ta, twitter’da gezen basın-yayın öğrencileri, “Türkiye Türklerindir” diye slogan atanların fiyakalarına kanarlar tabi, hiç şaşırmamak gerek.

O fiyakayı bir kazımak lazım, bakalım altından ne çıkacak?

Barış Tarımcıoğlu/Haricihaber.com

Yazan - Nis 30 2014. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

4 yorum - “Türk medyasının kronikleşmiş sorunları-1”

  1. Sema

    Söylemek isteyip de ifade edemediklerimi ve daha fazlasını söylemişsiniz. Sizin gibi -altı dolu bir şekilde- duyarlı ve inançlı insanları görünce umudum artıyor. Bazen diyorum, bu kadar çok cephede savaş kazanılmaz bazen de diyorum sakın vazgeçme. Allah razı olsun.

  2. admin

    Yorumunuz ve ilginize teşekkürler, aslında ben en önemli cephenin medya olduğunu düşünüyorum, zira enformasyon kanalları temizlenince herkes gerçeği çok daha rahat görür, saygın ve tarafsız zannedilen, bize öyle gösterilen medyalar, akademiler, yazarlar ve çizerler…foya kazınınca gerçek meydana çıkar.

  3. Zehra

    Ben iletişim fakültesi yüksek lisans öğrencisiyim ve yazdıklarınıza harfiyen katılıyorum. Özellikle iletişim sosyolojisi dersinde çektiğimiz Baudrillard başta olmak üzere Kitle İletişim Kuramlarındaki Horkheimer, Benjamin ve Adorno, Marcuse eziyetini anlatmaya kelimeler yetmez. Dediğiniz gibi, Türk medyasındaki kronikleşmiş kimlik meselelerinin üzerinde durulsa mesela çok daha verimli ve katılımcı bir eğitim hayatımız olurdu.

  4. admin

    İşin kötüsü new media filan diyorlar bir yandan, internet çağı diyorlar, bir yandan böyle dinazorları öğretiyorlar, bu saydığımız isimler tam anlamıyla 1930 model, kime ne faydası var böyle kuramların anlaşılır gibi değil, hele söz konusu medya ve iletişim ise…

Leave a Reply to Zehra

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes