harici haber

Kimlik Krizini Çözmeye Çalışan Avrupa

Sadece sokakları dolduran ekonomik kriz mağduru protestocular değil bu aralar Avrupalı entellektüelleri düşünmeye tetikleyen. Türkiye ekonomik istikrarın ve demokrasinin keyfini sürüyor, sürdükçe de Economist gibi dergiler Avrupa ve Amerika basınına sismik hazımsızlıklar yayıyor.

Edward Said Orientalism çalışmasında Avrupa’nın kendi kimlik ve benliğini öteki üzerinden inşa ettiği savını kahramanca savunmaya çalıştı ama bizce kendi düşünce silsilesini “onların terimleri” ile kurmuş olduğundan, anlaşılması zor bir labirente soktu kendi mirasını. “Ne demek” diye sorabilir bir Anadolu insanı, “Kendi kimlik ve benliğini ötekinin varlığı üzerinden inşa etmek?” ve bunu anlamamakta yüzde yüz haklıdır.

En karmaşık felsefi argümanları bozkır yalınlığında açıklayamıyorsak zaten “hayırlı bir amel” işlediğimizi asla düşünmem. Bu yüzden, özellikle son 50 yılda Avrupa akademi çevrelerinde sorgulanan ve didiklenen “Batı, Doğu ve İslam” ilişkileri konusunda çok daha basit bir fikir öne sürebiliriz: Avrupa Doğu’nun Peygamberlerini kıskanır, İstanbul’dan Kahire’ye, Şam’dan Tebriz’e, Bağdat’a kadar uzunan coğrafyada yeşeren tasavvuf kültürünün insanoğlunun kollektif bilinçaltına bıraktığı derin izleri tam olarak algılayamadığı için “Kendi kimlik sorununu” ört bas etmek istercesine, kendi benliğini “Doğu’lu öteki” üzerinden inşa eder”

Çok fazla romantik veya akıl dışı bir önerme gibi gelebilir, Avrupalı’ya kalkıp “Sen benim coğrafyamdaki nübüvvet izlerini ve tasavvuf kültürümü kıskanıyorsun onun için işin gücün, ipe ya da sapa gelsin gelmesin, Doğu üzerinden fikir üretmek,” demek.  Kısmetse zaten bu düşüncemizin pek ala temelli olduğunu ve aslında hiç te akıl dışı olmadığını açıklayabiliriz ilerde. Şimdilik güncel olanla yetinelim ve özellikle son 1 haftadır Batılı kalemlerin Doğu, İslam, Kültürel Kimlik ve Demokrasi üzerine yazıp çizdiklerine bir göz atalım.

Evet, malumunuz kredi derecelendirme kuruluşları ve onların “sözde ekonomi ama özde siyasi dergileri”  tam kudurmuş durumda bu aralar. Böylesi “kitle medya silahlarının” kisvelerinin nispeten bizim medyamız nezdinde düşmüş olması sevindirici ancak halen bazı ekonomi uzmanlarının televizyonlara çıkıp “Efendim faiz lobisi diye bir şey yoktur”  demelerini esefle karşılıyoruz. Bir tarafa adını yazın, “Economist” diye, sonra bir de içerdiği yazılara bakın, ekonomi ile yakından uzaktan ilgisi olmayan saçmalamalar. Elbette bir dergi istediği yelpazede yazılar yayınlayabilir, bu durumda bizim yegane beklentimiz, “Bunların tek derdi ekonomi bilimi üzerine veriler sunma ayağına ülkelerin siyasi modellerine çomak sokmaktır” dediğimizde, komplo teorisyeni olarak etiketlendirilmemek.

İşte İsrail sokağı bile hınca hınç bugün. İnsanlar ekonomiden şikayetçi. Duyuyor mu acaba bu dergilerin kalemleri? İsrail. Hani sizin derginin finansını sağlayan ailelerin organik ötesi köklü bağları olduğu memleket. Durup dururken mi sokağa döküldü bu kadar insan? Niye hiç İsrail’in ekonomisi de ısınıyor diye haberler çıkmadı batı basınında?

Durum böyle olunca, Recep Tayyip Erdoğan ile Adnan Menderes arasında ilişki kurmaya çalıştıkları, “Halife hayali kurdukları için asla demokrasi gelmez Orta-Doğu’ya” dedikleri ve Her orta-doğu ülkesinin “demokratik” seçimleri aleyhine her daim safsatalar uydurmaya başlamalarını nasıl görmezden gelebiliriz?

Çok basit.

Bütün bu karın ağrılarının, bizimle ilgiliymiş gibi yazdıkların aslında bizimle zerre kadar ilgisi olmadığını fark ederek.

Yine aynı terane değil mi? Beyaz olunca “öfkeli kalabalık”, kahverengi derili olunca “öfkeli şeriatçılar”

Söz konusu malzeme bir şekilde Doğu ve İslam ile ilgili olunca sayfalar dolusu felsefi analizler yazabiliyorlar ama. Ben de saf saf İspanyol ve Yunan toplumların üretim ve ekonomi ilişkileri üzerine derin yazılar arıyorum bir türlü bulamıyorum. Veya ne zaman oturup Alman hukuk sistemini incelesem, ortaya Almanya’nın ve benzer şekilde de İsviçre’nin bırakın özgür ve demokrat olmasını, pek ala bir polis devleti olduğunu “fark ediyorum”, olur da bu fark etmek değildir, zandır belki de diye, zannımı düzeltmek için şöyle bir araştırma yapayım, saygın Avrupa dergilerine bakayım, ama ne gezer. Varsa yoksa  yok çok kültürlülük,  yok eurobia yok İslami tehdit vs.

Huffington Post yazarlarından Daniel Tutt çok güzel özetlemiş “Avrupa’da bir kimlik krizidir ki almış başını gidiyor, bu krizin tam ortasına da İslam’ı yerleştirmişler” . Felsefe üzerine doktorası olduğunu öğrendiğimiz için Bay Tutt’un yazısının geri kalanında çok lazımmış gibi, sürekli Nietzsche’den bahstemesine şaşırmıyoruz. Nietzsche işin içine girince her metnin sulanması kaçınılmazdır, artık bunun müsebbihi 19.yüzyıl Avrupa düşüncesine yön vermiş feylesofun şizofren ruhunun akislerinin insanı laf ebeliğine, oradan da kelime salatalarına gark etmesinden mi kaynaklanır bilinmez, can alıcı soru yine sorulmuyor.

Avrupa’nın bu kimlik krizinin kökeni ne?

Avrupalı bir yazar-çizer, İslam’ı hiç referans almadan, olumlu ya da olumsuz, sosyo-kültürel bir çalışma-analiz yazabilir mi?

Avrupa niye kafayı bu kadar Doğu’ya takmış?

Yazının başında hafiften değindik, şimdi de tekrarlayabiliriz.

Sakın bu Avrupa’nın Doğu’ya duyduğu merakın altında bir kıskançlık, mesela “multi-culturalism” gibi bir soyutlamaya ihtiyaç duymadan çok kültürlü yaşamı “bir şekilde” asırlarca başarmış Osmanlı’ya duyulan bir ilgi-merak karışımı bir itki olmasın?

Şimdi yakında iyiden iyiye didiklemeye başlarlar Osmanlıyı ve hemen ardı ardına “Ama ya azınlıklar sorunu, Osmanlı’da da öyle her şey güllük gülüstanlık değildi” diye avaz avaz bağırmaya başlarlar.

İşin kötüsü bizim bazı aydınlarımız da Osmanlıyı yine onlardan öğrenir, şaşırmamak gerek, Osmanlı üzerine üretilen “milli” dizi, film ve romanlara bakılırsa…

Avrupalının beynine bir kıymık misali bu soruyu yerleştirmek gerek ve o bu sorunun cevabını buluncaya kadar Doğu ile ilgilenmesi yasaklanmalı.

Avrupalının kimlik sorununun kökeninde ne yatıyor?

Onbinlerce senelik uhrevi bir mirasa sahip Orta-Doğu insanına duyulan gizli saklı  bir özenme-öykünme olmasın sakın?

Barış Tarımcıoğlu

/p

Yazan - Ağu 25 2014. Kategori Avrupa. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

2 yorum - “Kimlik Krizini Çözmeye Çalışan Avrupa”

  1. Sayin Baris bey, yazilarinizi ilgiyle takip ediyorum. Sizden kisaca 3 ricam olacak.

    1. Uzun zamandir Islami olan, Islami kalabilen ve Muslumanca haberler yapan bir haber-yorum sitesi ariyordum. Bu ihtiyacima karsilik verdiniz Allah razi olsun. Haber sadece haber olmadigini, bunlardan nasil dersler cikarmamiz gerektigini gosteriyorsunuz tekrar Allah razi olsun.

    2. Birakin normal haber sitelerini, Musluman haber sitelerinde dahi ahlaksiz resimler cok cok cikar oldu. Muslumanlarin zekatlariyla sadakalariyla kurulan medya kuruluslularinin 3 kurus daha fazla kazanmak icin Muslumanlarin ahlakini etkileyecek resim, haber vb. yayinlamalari maalesef cok uzuntu verici. Lutfen siz boyle yapmayin, sitenizi Google’in seytani reklam sistemine satmayin. Siteniz kucuk kalsin, belki cok renkli olmasin, cok reklami olmasin ama Musluman olsun, dularimiz sizinle. En buyuk kazanc dua kazanmak, insanlarin imanini, idrakini artiracak isler yapmak degilmidir zaten.

    3. Bazi Musluman haber siteleri maalesef kisir bir dongu icinde bellli Musluman gruplara saldirmayi adet haline getirmis halinde, siz Muslumanlarin butununu kapsayan, her cemaatini her grubunu kapsayici olun lutfen (simdi oylesin hamdolsun). Bu ummetin ayrimciliga degil, butunluge birlestiricilige ihtiyaci var. Dusmanimiz diger Musluman grubu yada cemaati degil, seytan ve seytanlasmis kafirlerdir.

    Tekrar Allah razi olsun.

    • admin

      Güzel sözleriniz için teşekkürler, haklısınız, bu ümmetin ayrımcılığa değil, bütünlüğe, birleştiriciliğe ihtiyacı var, çok doğru söylemişsiniz.

Yorum yaz

HariciHaber.com Arşiv Taraması

Foto Galeri

gig_g=1
Giriş | Tasarım Gabfire themes